30 Ağustos 2019 Cuma

İZMİR İŞÇİ KURULTAYI İLK GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTISINI YAPTI


GERÇEKÇİ OL BÜYÜK DÜŞÜN!


İZMİR İŞÇİ KURULTAYI BİLEŞENLERİ 25 AĞUSTOS 2019 PAZAR GÜNÜ ÖNCÜ İŞÇİLERİN KATILIMIYLA TOPLANDI.


Ayakkabı işçilerinin de içinde olduğu farklı iş kollarından öncü işçiler, Kurultay hazırlıklarını planlamak, yaygınlaştırmak, geliştirmek ve güçlendirmek üzere Tepekule de bir araya geldi. Birbirinden farklı, zengin düşüncelerin tohumları sayılabilecek düşünceler toplantıda paylaşıldı. 

Sendikaların durumu, işlevi, sınıf hareketi için önemi, işçi sınıfının değişen, genişleyen, dinamik yapısına klasik sendikaların çözüm olup olamayacağı noktası tartışmaya değer bir başka gündem oldu.

Toplantıya katılan Ayakkabı ve Tekstil iş kolunda çalışan sendikasız ve güvencesiz işçi arkadaşların bu iş kollarında çalışan işçilerin durumu ve yaşadığı sorunlar üzerinden sınıfın genel durumuna ilişkin verdiği ipuçları üzerinde kafa yorulması gereken yapısal bir takım değişimlerin olduğu gerçeğini ortaya koydu.


Üretimin giderek parçalanan yapısıyla ilgili olarak aşınan sınıf kimliğinin, giderek kaybolan dayanışma duygusunun ortaya çıkardığı zorlayıcı durumun yeterince dikkate alınmaması, klasik bir yaklaşımla aşılmaya çalışılması sorunlu bir alan oluşturmaya devam ediyor. 

Sınıfa ulaşma çabalarının yeterince başarıya ulaşamamasının nedenleri üzerine kafa yorulması, yeni arayışlara, kültürel, ideolojik deformasyona verilecek sağlam temellere dayalı güçlü yanıtların oluşturulması önümüzde tarihsel bir görev olarak duruyor.

Klasik sendikaların tarihsel olarak ortaya çıkardığı yeni bir biçimin bugünkü sınıftan kopuk, işçi sınıfını sermayenin isteklerine razı eden, sermaye ajanlığına dönüşmüş işlevine  ilişkin çok daha kapsamlı teorik tartışmalara ihtiyaç olduğu belirgin biçimde sınıfın gündeminde ilk sıraları işgal etmeye devam ediyor.

Artık ne işçi sınıfı yüz elli yıl önceki sınıf, ne üretim biçimi o günkü toplu fabrika düzeni, nede sendikalar işçi sınıfının kazanımlar elde ettiği, yeni mevziler kazandığı güçlü mücadele araçları durumundadır.

İşçi sınıfını bu günkü gelişen, değişen, büyüyen, dinamik yapısı içinde kavrayamayan, bu duruma uygun kapsayıcı bir söylem ve mücadele araçlarını, dili ve anlayışı geliştirmeye kafa yormayan yapıların zorlanması, yıpranması, kazanım elde edememesi, tasfiyeye uğraması kaçınılmaz olacaktır.

Sınıf mücadelesi ekseninde oluşturulacak birlikteliklerde, kendini kutsamayan, mevcut durumu daha ileriye taşıma kapasitesine sahip, esnek, ilkeli, dışındaki güçleri kucaklayabilecek, dostane ilişkiler geliştirebilen, olgunlukla davranma yeteneğine sahip bir tutumu birlikte hayata taşımalıyız. 
Sınıf çalışması yürüten, kendini bu işe adayan kadroların kendilerini çok yönlü olarak geliştirmeye ihtiyaçları vardır. Bunun yolu birlikte iş yapabilme kapasitesini geliştirirken kendini görme ve aşma becerisi kazanmaktan geçiyor.

İşçi kurultayı çalışması kendisinin dışındaki güçleri kazanmayı hedefleyen tüm birey ve yapılar için öğretici olmalıdır.

İşçi sınıfının sermayenin her türden kuşatmasını kırmak için morale ihtiyacı vardır. Bu morali üretecek olan, sorumlu davranma yeteneğine sahip sınıf devrimcileridir. 
Bizleri bir araya getiren sermaye saldırıları karşısında dayanışmaya duyduğumuz ihtiyaçtır. Hiçbirimizin eksiği bir diğerinin fazlası olamaz. Birbirimize ön yargı ve şüpheyle yaklaşmaktan kaçınmalıyız. Hataları tolere eden, kedimizi dayatan değil açıklayıcı bir şekilde anlatan, ikna etmeye zaman ayıran, küçümsemeyen, tartışmayı doğruya ulaşma çabasının bir parçası olarak görerek, aramızda dostça ilişkilerin geliştirilmesine önem vermeliyiz. 
    

Pozitif düşünmek ve tutum almak, moral üretebilecek dinamik bir yapıyı birlikte inşa etmek gerekiyor.

İşçi sınıfı farklı katmanlara bölünmüş yapısıyla tek bir sınıftır. İşsizler, geçici süreli işçiler, sendikasız sigortasız, güvencesiz çalışan on milyonlarca işçi, sokak işçileri, bilgi işçileri, sınıfın sayıca az ancak önemli bir kesimini oluşturan sendikalı işçiler hepsi aynı sınıfın, kimlik inşa edememiş kesimleridir.

Çağrımız bu bütünü kapsamalıdır. Sınıfın içinde debelendiği bireysel kurtuluş bataklığından çıkışı, ancak işçi sınıfı içinde sözel değil, eylemli dayanışmayı temel alan bir tutumla mümkündür.

Sınıfı bütün olarak kavrayan bir anlayış mücadelenin ortaklaşmasının da yolunu açacaktır.

Sınıf devrimcileri işçi sınıfını kendi kurtuluşu için, tüm insanlığın özgür geleceğini kurmak için merkezileşmiş bir mücadelenin çağrısını yükseltmelidir.              Sınıf kimliğinin daha kapsayıcı bir biçimde yeniden inşası aşılması gereken temel bir eşiktir. Bu eşiği aşmanın yolu birlikte mücadele edebilmenin olanaklarını yaratmaktan geçiyor. Ayrımların değil, birleştirici mücadele hedeflerinin belirlenmesi işimizi kolaylaştıracaktır.

İzmir işçi kurultayı sınıfa moral verebilecek, geleceğe daha güçlü adımlar atabilecek bir birlikteliğin temellerini atma hedefiyle yürümelidir.
Yapılan toplantıda dile getirilen öneriler dikkate alınmalı, kurultayı sahiplenme düzeyi daha yukarılara çekilmelidir.

Kurultayımız sermaye saldırılarına karşı bir meydan okumadır.               

Sessiz kalmayacağımızın ifadesidir.


BİRLİĞİMİZ GÜCÜMÜZDÜR!

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YADA HİÇBİRİMİZ!