6 Haziran 2013 Perşembe

5 HAZİRAN “KISMİ GREVİ”

5 HAZİRAN “KISMİ GREVİ”
VE SENDİKALARIN CHP YANLISI ŞOVEN TUTUMU..
Dün alınan karar gereği sendikalar genel grev ilan etmişler? Sendika bürokratlarının sergilediği  "tiyatro" her defasında işçi sınıfının nasıl bir kuşatma altında olduğunu gösteriyor.Katılımın sınıfın niceliği göz önüne alındığında  ne kadar düşük olduğunu belirtmekte yarar var.Çok uzun zamandır Genel grev kavramının bilinçli olarak içinin  boşaltıldığı, Sendikaların kitlesini bilinçli bir şekilde sınıfın siyasallaşmasını önlemek ve koltuklarını korumak için çok sistemli olarak Kemalizm (CHP) çizgisine hapsettiğini biliyoruz.Her eylemde ve özellikle 1 Mayıslarda devrimci sosyalist siyasal gruplardan uzak tuttuğu ,bu gruplar alana girmeden sendikalı işçilerin hızla  boşaltıldığı , Sendika bürokrasini ve statükoyu koruduklarını görüyoruz.Bu güne gelirsek sadece Genel iş ve KESK in kortejinde dağıtılmış bolca Türk bayrağı vardı,(zaten başka Sendikanın da katılımı göze çarpmıyordu) ve Sendikacıların DİSK Genel iş korteji başta olmak üzere "Mustafa kemalin askerleriyiz" sloganı attırması ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir konudur.Bu gün şovenizm sınıf içinde oldukça baskın olarak göze çarpıyordu. Bu da Sendikacıların koltuğunu korumak ve CHP çizgisine yakın durarak geleceklerini güven altına almak niyetiyle daha cüretkar davrandıklarını gösteriyor. Alanda her seferinde tepkiye rağmen belediye başkanlarının reklamının yapılmaya çalışılması, tercihlerini sınıf mücadelesinden değil kişisel çıkarlarından yana kullandıklarını göstermektedir.Bir kaç gündür alanda azda olsa sol grupların basıncıyla bu şoven tutum büyük ölçüde geriletilmiştir.Bu gün alandaki katılımın zayıflığı ve ölgün havası , emek gündeminin dışında içeriksiz söylemleri ,durumu geçiştirme çabası ve sadece AKP karşıtlığına sıkıştırılması ,tam bir apolitizmdir. Kitle buna mahkum edilmiş ,solun güçsüz kaldığı başkaldırının  şoven cephesinin yedeğine alınmıştır.Bu gidişatın seyrinin en fazla Kürtlerle yürütülen Barış görüşmelerini etkilemesi BDP başta olmak üzere bütün Kürtleri tedirgin etmektedir.Bu Kemalist tekçi anlayış işçi sınıfının ve bütün kesimlerin içine sıkıştırılmaya çalışıldığı tehlikeli çemberdir.AKP karşıtlığı temelinde gelişen "heterojen isyan" bütün sol grupları Kemalizmin kucağına itmiştir.Bu gün Türk bayrağı bütün kortejler de bolca dalgalanmış bu süreçten nemalanacağını düşünen bütün "solların" şovenizme teslim olduğu bir duruma dönüşmüştür.Kürtlere karşı oluşturulan şoven cephe büyümüştür. Son “isyanlarda”  "Ergenekoncu" diye tanımlanan  merkezin kitleleri ciddi bir ajite etme ve yönlendirme  çabası görülmektedir. Bu sürecin içinin ortak olarak değil de her grubun kendine göre doldurması için, boş bırakıldığı sorunlu  bir durum mevcuttur.AKP karşıtlığı ortak bir vurgudur ve slogan "Hükumet istifadır "istifa edecek hükumetin  alternatifi noktasında hiçbir ortaklık yoktur.Buda devrim yapamayacağınıza göre bu boşluğu CHP-MHP-İP koalisyonunu doldurma olasılığını güçlendirmektedir. Düşünülmeden güçlü bir şekilde  atılan bu slogan eksiktir,alternatif bir seçeneği içinde barındırmamaktadır. Devletin uyguladığı şiddet azaldığında kısa zamanda sönümlenebilecek özelliktedir.Uzun soluklu  yürüyebilecek ortak maddi taleplere ve bunu sürdürebilecek örgütsel yapıya sahip değildir.Sol'un eylemlerin içinde buluma nedeni ile “Atatürkçü” diye tanımlanan çok geniş bir algıya sahip çok sıradan masum talepleri yada tepkileri olan insanlarla,daha derin hesapları olan çekirdek bir grubun yönlendirmeye çalıştığı iktidar odaklı bir talebi olan grubun dahil olduğu  bu üç ana grubun hiçbir ortaklığı yoktur.
Kısa sürede bu kalabalıklar ayrışma potansiyeli taşımaktadır."Ne istiyorsunuz" diye sorulduğunda bu isyan ortaklığı dağılacak yada düzenin sınırları içinde eritilecektir.Bu eylemlerde düzen dışı bir içerik ve vurgu çok zayıftır işçi sınıfı ve Kürt hareketi sürece müdahil olmadığında buradan çıkabilecek olan onarılmış restore edilmiş burjuva demokrasisidir.
Bu yaşanan süreçten sol adına potansiyel olarak çok olumlu sonuçlar çıkarmakta mümkündür.
Bu sürecin sosyolojik olarak ciddi bir analizine ihtiyaç vardır herkes kendi adına bir analiz yapacak ve bu süreci doğru anlayabildiği oranda kendi hesabına kazanıma dönüştürme şansı olacaktır.Kendi örmediğimiz belirleyemediğimiz süreçlerin açığa çıkardığı enerji ve heyecan bizi sarhoş etmesin, bu topraklar her zaman bu türden patlamalara gebedir.Gazi ayaklanması da düzene karşı biriken öfkenin lokal bir patlamasıydı.Ancak sosyalistler bunu anlamakta ve yönlendirmekte yapısal ve ideolojik algıları nedeniyle sorunlu bir pratik sergilediler.Bunu öngörenlerin daha soğukkanlı ve hazırlıklı olması temel koşuldur "Sol güçsüzdür" ve güçsüzlüğünü bu tür patlamalardan güce dönüştürebilecek bir durumda değildir.Yapısal sorunları vardır ,uzun zamandır  derin bir tasfiye dalgasının basıncı altındadır.Bunu alanlarda da görmek mümkündür,sosyalist sol toplumsal süreçlere müdahale edebilecek güce sahip değildir.Bir güç olmadığınız yerde sözünüzü dinletme müdahale etme şansınızda olmamaktadır.Sosyalistler Tekel direnişinde olduğu gibi her eylemde orada birikebilmekte ancak ortak bir müdahale refleksi gösterememekte, kendi dışındaki güçlerle iş yapabilme becerisi geliştirememektedir.
Ortak bir değerlendirmeyle bu sürecin artılarını eksilerini hesap etmek ve tutumumuzun ne kadar etkin olduğunu anlamak zorundayız.Sosyalizm düşüncesinin ve örgütlenme alanlarının kültürel bir faaliyete dönüştüğü tasfiye sürecini kavrayamayan, hiperaktif  eylemlerle durumu düzelteceğini sanan anlayışların bu süreçleri anlaması da dönüştürmesi de mümkün olmayacaktır.Son birkaç günde yaşananların gözümüze soktuğu en önemli çıkarsama bu topraklardaki düzenden hoşnut olmayan,sokaklara dökülen kalabalık genç geleceksiz nüfusun kendini ifade edeceği politik alan resmi ideolojinin iki akımı olan Kemalistler ve İslamcılar tarafından tutulmuştur.Oysaki onların derdine kalıcı çözüm üretme yeteneğine sahip tek güç sosyalistlerdir. Bizim müdahil olamadığımız elimizi uzatamadığımız bu hızla işçileşen gençler birkaç günde  milyonlarla alanlara taşındı.Devlet şiddetiyle yüz yüze geldi kafalarındaki devlet algısı ve ideolojik yapıları sarsıldı ve kitlesel bir güçle özgürleşme pratiğine cüret etti.Bu güç muazzam bir enerji açığa çıkardı ve devrimci bir potansiyelini gözümüze soktu.Ben buradayım dedi,alanları işgal etmeyi,barikatlarda dövüşmeyi,birlikte olduğunda ortaya çıkan olağanüstü gücünü keşfetti ve ölümüne savaştı.Bütün dünyada İşçi sınıfına dahil olan bu yeni kuşak eğitimli gençleri anlamak onların algı düzeyine hızına uygun kültürel şekillenmelerini dikkate alarak kapsayıcı bir siyaset üretmek zorundayız.Bu gençleri sosyalist düşünceyle işçi sınıfının siyasetiyle tanıştıracak onların değer sistemini dikkate alan daha yaratıcı özgürleştirici bir yapının örülmesi tarihsel bir zorunluluk olarak yanıtlanmayı bekliyor.Kendini siyasal bir kimlikle tanımlayan devrim sosyalizm  iddiası olan güçler kendilerini de yenileyerek  bu sürece uygun mücadele araçlarını, ilkeli ,etik duruşlarını güçlendirerek, kapsayıcı gelişkin bir anlayışı yeniden inşa etmelidir.



Hiç yorum yok: