25 Temmuz 2013 Perşembe

GEZİ İSYANI YAZILARI - 7

İran Komünist Partisi (MLM): 
Ilımlı İslam modeli büyük darbe yedi!
15.06.2013 - 16:43 Dünya
İran Komünist Partisi (Marksist Leninist Maoist) sözcüsü ile Taksim Gezi Parkı direnişi üzerine konuştuk... (KB)
- Son günlerde Türkiye’de yaşanılan halk direnişi hakkında düşüncelerinizi belirtebilir misiniz?
İran Komünist Partisi (Marksist Leninist Maoist) sözcüsü: Çelişkilerin yoğunlaşması nedeniyle, tamamen yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bir an önce analiz etmemiz gereken durumlarla karşı karşıyayız. Politikamızın şu olması gerekiyor; halka devrimin doğru anlamını anlatmak için, gerçek değişimin ne olduğunu vurgulamak ve halkı bu yönde bilinçlendirmek için fırtınanın içine girmeliyiz. Devrimci komünistler için bu durum büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatları değerlendirebilmek için kimi sorunlarla karşı karşıyayız. Tamamen doğru komünist bir çizgimiz olsa bile çatışmanın içine girdiğimizde ve çelişkilerle karşılaştığımızda, eski yöntemlere takılıp kalındığı oluyor. Radikallik adına maceracı kimi eğilimler ortaya çıkabiliyor. Durum devrimciler için çok iyidir fakat, komünist bir ufuk, örgütlü bir program ve bu programı kitlelere güçlü propagandayla taşımamız gerekiyor. Sadece bu şekilde bulunduğumuz koşulları, süreci gerçek bir devrime doğru hızla yönlendirebiliriz. Ama sormamız gereken en önemli soru şu an için komünist program ve ufkun ne olduğudur.
(Bu noktaya daha sonra dönelim. Bu sorunun cevabını bulamadan, Ortadoğu'daki ülkelerin ve genel olarak tüm dünya ülkelerin de devrimin başarıya ulaşmasının sırrını bulamayız.)
Bu yeni durum hangi çelişkiler içerisinden ortaya çıkıyor? Genel bir çerçevede bu kalkışma diğer Ortadoğu ülkelerindeki kalkışma gibi kapitalist sistemin temel çelişkisinin sonucudur. (Bize göre temel çelişki; üretim araçlarına sahip sınıfın nicel olarak daralması, sermayenin tekelleşmesi, işçi sınıfının sayıca artarak, toplumun genelinin üretim sürecinin içerisinde olması) özel olarak da kapitalizm Ortadoğu’da kendi siyasi ve toplumsal iktidarını sağlamlaştırmak ve global kapitalizme buralarda uygulayabilmek için kendini ekonomik ve siyasal sistemlerini yenilemesi gerekiyor. Kemalizm yerine AKP düşüncesinin getirilmesi de bu politika içindedir.
Amerika Ortadoğu’da böylesi bir değişimi Türkiye üzerinden yapmaya çalışıyor. Bu temelde Türkiye Cumhuriyeti’nin meşrulaşması için AKP, Amerika’nın en önemli kozudur. Bu model büyük darbeler yedi. Ama bu işinin tamamen bittiği anlamına gelmez. Düşman duruma göre analiz etme ve program çizme çabasındadır ve hala kendini düzeltme imkanlarına sahiptir. Belki sistemi korumak için padişahı atabilirler. Bize göre hareket güzel bir harekettir ve devrim için büyük fırsatlar sunmaktadır. Ama hiçbir zaman devrimin kendisi değildir. Fakat bu süreci devrimci bir ortama yöneltebiliriz. Ve kendimizi, komünist güçleri bu ortam içerisinde bilinçlendirip devrime hazırlayabiliriz. Hareket içinde bunu önleyecek bazı unsurlar bulunmaktadır. Burjuva partileri “biz doğru düzgün demokrasi ve kalkınma istiyoruz ama AKP bunu uygulamıyor” diyor. Onların demokrasiden kastettikleri laiklik ve islamiyetin uzlaşmasıdır. Böyle bir şey mümkün değildir. Mesela Gezi Parkı'nda kandil simidi dağıtılmış, namaz kılınmış. Bunlar hareket için iyi bir durum değil. Kendine komünist diyen kimi gruplar tamamen ideolojik bir simge olan bayrağı neden sahiplenir? Bayrak sadece duygusal bir içerik, bir metrelik bir bez değil, tam tersine ideolojik, ekonomik ve toplumsal bir düzen ve devletin simgesidir. İster Kemalist ister İslamcı olsun bu tanımlama değişmez. Bizce Türkiye Cumhuriyeti’nin islami yönünün gerici, karanlık, baskıcı karakteri teşhir edilmelidir. Hem islamcılığı, hem kemalizmin aynı temele dayandığını göstermeliyiz.
- ABD’nin yönlendirmesiyle AKP Ortadoğu’ya ılımlı islam modeli olarak sunuluyor. Bu modelin çöktüğünü görüyoruz. Bu açıdan gözlem ve bakışınız nedir?
İKP (MLM) sözcüsü: Bizce Ortadoğu’da ağır darbeler aldı. Fakat Türkiye’de hala yemesi gereken darbeyi yemedi. Hareket Gezi Parkı talepleri üzerinden kazanımla çıkabilirse o zaman güçlü darbeler yiyecektir. İslamcılığın karşısına gerçek bir laikliği koyabilmek, neoliberal kapitalizmin projelerini durdurmak, meydanları kazanmak, askeri bir düzen ve polis devleti olan sisteme karşı bir başarıdır. Bunun yanı sıra Ortadoğu’da ve Suriye’de Türkiye Devleti tarafından yapılan maceracılığın, Kürt halkı üzerindeki baskıların durdurulması hem büyük bir birlik yaratabilir, hem modelin çökmesine yardımcı olabilir. Bu modelin çöküşü çok önemlidir. Çünkü AKP modeli, Amerikan emperyalizminin şarjöründeki tek fişektir. Ama devrimci komünistler çalışma yürütmeden ve insanların düşüncesi ve ufkunu değiştirmeden bu mümkün olamaz, (en azından meydanlarda bulunan insanların düşüncesi) devrimciler ortaya çıkan talepler etrafında güçlü bir mücadele örmek zorundadır. CHP gibi partiler hareketi kendi çıkarları için yönlendirmeye çalışıyor. Burjuvazinin kimi kesimleri AKP’yi indirmek istiyor. Mesela bunu CHP ve eski Türkiye burjuvazisinin tutumlarından görebiliriz. Bunlar AKP kapitalistleriyle çatışıyorlar. Bizce bu emperyalizm ve islamcılık arasındaki çelişkinin yansımasıdır. Bazıları bu çelişkinin Türkiye’de bulunmadığını iddia ediyorlardı. Fakat böyle olmadığı görüldü. Bu somut bir çelişkidir. Şimdi Amerikan emperyalizminin düşünce odalarında, kendilerinin savunduğu Türkiye modeli tekrar gözden geçiriliyor. Türkiye içerisinde de emperyalizm ve islamcılık arasındaki çelişki işliyor. İslamcılar Ortadoğu’da sömüren sınıfın bir bölümünün yeni adaylarıdır. Fakat yoksul kitleler içinde de taraftarları vardır. İktidar dışında olan burjuvazinin kimi kesimleri yoksul kitleleri kullanarak, Ortadoğu içinde yeni güç odağı yaratmaya çalışıyorlar. Yoksul halkları din ile aldatan politika, emperyalistlerin ve onların uşakları (örneğin; AKP yeni burjuva, CHP eski burjuvadır) arasında bir çelişki yaratmaktadır. Dünya solunun büyük bir çoğunluğu hala islamcılığı, anti-emperyalist görüntüsünden kaynaklı ilerici görüyor. Türkiye solu içerisinde ise Humeyni ve Ahmedinejat gibilerinin anti-emperyalist olmadıkları teşhir edilmemiştir.
Hala Türkiye’nin politika sahnesinin oluşumunda bu çelişki rol oynamaktadır. Ve AKP modeli bu çelişkiye yumuşatamamıştır. Ilımlı İslam modeliyle hayata geçirmeye çalışıyorlardı fakat yapamadılar. Şimdi emperyalizm ve islamcılık arasında ki çelişki temel çelişki değil ama bir yansımasıdır. Bu nedenle bizim için “ne islamcılık, ne emperyalizm” görüşü çok önemlidir. İran içinde bu politika şöyle yürütülmektedir: İran İslam Cumhuriyeti’ni devrimci bir eylemle yıkmak ve her türlü emperyalist müdahaleye karşı durmak.
Türkiye içerisinde de bu çelişkiye karşı doğru devrimci bir bakışa sahip olmak gerekiyor. Toplum içinde saflar netleşmeden devrim gerçekleşemez. Alt sınıfın büyük bir çoğunluğu yanlış bir tarafta duruyorsa devrim yapamayız. Biz bu çelişkinin insanların ufkunda belirmesine izin vermemeliyiz. Mesela; “kadınlar bedenim benimdir” sloganıyla sınırlı kalmamalılar. Zira bu sloganın ufku küçük burjuva bakışı aşamamaktadır. Kapitalist-ataerkil sistemin tuzağına düşebilir. Veya Kürt halkı Öcalan’ın üçüncü yol politikasından çıkması gerekmektedir. Ortaya konulan politika zorunlu olarak sistem içerisinde devam etmeyi gerektirir. Sadece bu sistemin yıkılmasıyla farklı bir alternatif ortaya koyabiliriz. Yeni bir sistem inşa edebiliriz.


- Sizce bu süreçte Türkiye'deki ilerici-sol güçlere düşen görevler nelerdir?
Öncelikli olarak Türkiye'deki sol-devrimci güçlerin bu sürece önderliği önemlidir. Ancak bizce sol güçlerin ideolojik-teorik bulanıklığı aşmaları gerekmektedir. Komünizm nedir ve nasıl inşa edilebilir? 150 yıllık komünistlerin önderliğiyle yürütülen sınıf savaşı Paris Komünü'nden başlayan 1917 Bolşevik Devrimi, 1949 Çin Devrimi, 1966’dan 1976’dan Proleter Kültür Devrimi'ne kadar süren savaş içinde bu soru her zaman daha bilimsel sonuçlara ulaşmıştır. Bizim partimiz MLM’yi böyle algılıyor. Yani komünist teoriyi sınıfsal savaş içerisinde tek bir çizgide devam eden ve her zaman daha zengin daha mükemmelleşerek devam etmiştir ve günümüzde bunun ilerlemesi ve bunun bilimsel noktalara varması gerektiğini düşünüyoruz. Bu gereksinimin baskısı altında MLM çizgisi ikiye ayrılmıştır ve Maoist hareket bu mesele üzerinden ayrışmış durumdadır. Bunu daha sonra detaylandırabiliriz. Şimdi bu zemindeki tarihi deneyimlere bir göz atalım. 1914’te Lenin yeni bir fenomen olan emperyal-kapitalizmi analiz etmiştir. Lenin şu soruya yanıt bulmaya çalışmıştır: “Komünist hareketin çoğunluğu kendi burjuvazisiyle işbirliği yaparak neden sosyal-demokrasiye yönelmiştir?” Lenin şu sonuca ulaştı. İşçi hareketi içinde de bir ayrışma yaşanıyor. İşçi hareketi ile komünist hareket aynı şey değildir. Lenin’in “Ne yapmalı” eserinde kapitalist sistemin değişimlerini ve bunların sınıfsal saflar üzerindeki etkisi daha derin noktalara varmıştır. Mao, 1954’te SSCB’deki kapitalizmin yeniden inşası meselesi üzerinde sosyalizmi daha derin açıklamak, özellikleri üzerinde durmak ve analiz etmek gerektiğini düşünmüştür. Bunu yaparak dünya komünist kafa karışıklığından kurtarmaya çalışmıştır ve komünizm ufkunu genişletmiştir. Bugün bizde aynı görevle yükümlüyüz. Bizler de sosyalist devrimlerin deneyimlerini değerlendirerek komünizm teorisini daha ileriye taşımakla yükümlüyüz. Bunu yapmazsak sınıfsal çatışmanın ufkunu aydınlatamayız ve bu aydınlık olmadan her zaman bu savaşın karışık yollarında kaybolur gideriz. Komünizmin itibarını geri getiremeyiz. Onu kapitalizmin acımasız çengellerinden kurtarmak için tek yol olduğunu kabul ettiremeyiz. İşçilerin ve emekçilerin yol göstericisi yapamayız. Bizler eski deneyimleri sentez ederek proletarya diktatörlüğünün artılarını ve eksilerini analiz ederek bu düşünüşü yeniden ayağa kaldırmalıyız. Mücadele veren kitleler, AKP rejimi, Türkiye Cumhuriyeti ve tüm batılı demokrasiler tamamen bir burjuva diktatörlüğüdür. İnşa etmek istediğimiz sosyalist devlet de bir sınıfsal diktatörlük olacaktır. Fakat özü ve mahiyeti tamamen farklıdır. Proletarya diktatörlüğü sömürünün, toplumsal ve sınıfsal baskının, sınırların ve sonunda devletin ortadan kalkması için savaş verecektir. Tüm toplumsal ekonomik ve siyasi programlar bu hedefle belirlenmektedir. Bu yüzden tamamen bir halk demokrasisi olacaktır. Çin ve SSCB’de inşa ettiğimiz proletarya diktatörlüğü muazzam bir deneyimdi; fakat büyük eksikleri de bulunmaktaydı. Bu eksikleri tanımlamamız gerekiyor. Gelecekte kurulacak olan sosyalist devlet için bu negatif ve pozitif noktaları sentez etmemiz gerekir. Biz kendi partimizde genel olarak bu çabayı “komünist teorilerin yeni sentezi” olarak tanımlıyoruz. Bunu da Amerikan Devrimci Komünist Partisinin önderi olan Bob Avakiyan’ın öğretilerinden yararlanıyoruz.

Hiç yorum yok: