İran Komünist Partisi (MLM):
Ilımlı İslam modeli büyük darbe yedi!
Ilımlı İslam modeli büyük darbe yedi!
15.06.2013 - 16:43 Dünya
İran Komünist Partisi (Marksist Leninist Maoist) sözcüsü ile
Taksim Gezi Parkı direnişi üzerine konuştuk... (KB)
- Son günlerde Türkiye’de yaşanılan halk direnişi hakkında
düşüncelerinizi belirtebilir misiniz?
İran Komünist Partisi (Marksist Leninist Maoist) sözcüsü:
Çelişkilerin yoğunlaşması nedeniyle, tamamen yeni bir durumla karşı karşıyayız.
Bir an önce analiz etmemiz gereken durumlarla karşı karşıyayız. Politikamızın
şu olması gerekiyor; halka devrimin doğru anlamını anlatmak için, gerçek
değişimin ne olduğunu vurgulamak ve halkı bu yönde bilinçlendirmek için
fırtınanın içine girmeliyiz. Devrimci komünistler için bu durum büyük fırsatlar
sunmaktadır. Bu fırsatları değerlendirebilmek için kimi sorunlarla karşı
karşıyayız. Tamamen doğru komünist bir çizgimiz olsa bile çatışmanın içine
girdiğimizde ve çelişkilerle karşılaştığımızda, eski yöntemlere takılıp
kalındığı oluyor. Radikallik adına maceracı kimi eğilimler ortaya çıkabiliyor.
Durum devrimciler için çok iyidir fakat, komünist bir ufuk, örgütlü bir program
ve bu programı kitlelere güçlü propagandayla taşımamız gerekiyor. Sadece bu
şekilde bulunduğumuz koşulları, süreci gerçek bir devrime doğru hızla
yönlendirebiliriz. Ama sormamız gereken en önemli soru şu an için komünist
program ve ufkun ne olduğudur.
(Bu noktaya daha sonra dönelim. Bu sorunun cevabını
bulamadan, Ortadoğu'daki ülkelerin ve genel olarak tüm dünya ülkelerin de
devrimin başarıya ulaşmasının sırrını bulamayız.)
Bu yeni durum hangi çelişkiler içerisinden ortaya çıkıyor?
Genel bir çerçevede bu kalkışma diğer Ortadoğu ülkelerindeki kalkışma gibi
kapitalist sistemin temel çelişkisinin sonucudur. (Bize göre temel çelişki;
üretim araçlarına sahip sınıfın nicel olarak daralması, sermayenin
tekelleşmesi, işçi sınıfının sayıca artarak, toplumun genelinin üretim
sürecinin içerisinde olması) özel olarak da kapitalizm Ortadoğu’da kendi siyasi
ve toplumsal iktidarını sağlamlaştırmak ve global kapitalizme buralarda
uygulayabilmek için kendini ekonomik ve siyasal sistemlerini yenilemesi
gerekiyor. Kemalizm yerine AKP düşüncesinin getirilmesi de bu politika
içindedir.
Amerika Ortadoğu’da böylesi bir değişimi Türkiye üzerinden
yapmaya çalışıyor. Bu temelde Türkiye Cumhuriyeti’nin meşrulaşması için AKP,
Amerika’nın en önemli kozudur. Bu model büyük darbeler yedi. Ama bu işinin
tamamen bittiği anlamına gelmez. Düşman duruma göre analiz etme ve program
çizme çabasındadır ve hala kendini düzeltme imkanlarına sahiptir. Belki sistemi
korumak için padişahı atabilirler. Bize göre hareket güzel bir harekettir ve
devrim için büyük fırsatlar sunmaktadır. Ama hiçbir zaman devrimin kendisi
değildir. Fakat bu süreci devrimci bir ortama yöneltebiliriz. Ve kendimizi,
komünist güçleri bu ortam içerisinde bilinçlendirip devrime hazırlayabiliriz.
Hareket içinde bunu önleyecek bazı unsurlar bulunmaktadır. Burjuva partileri
“biz doğru düzgün demokrasi ve kalkınma istiyoruz ama AKP bunu uygulamıyor”
diyor. Onların demokrasiden kastettikleri laiklik ve islamiyetin uzlaşmasıdır.
Böyle bir şey mümkün değildir. Mesela Gezi Parkı'nda kandil simidi dağıtılmış,
namaz kılınmış. Bunlar hareket için iyi bir durum değil. Kendine komünist diyen
kimi gruplar tamamen ideolojik bir simge olan bayrağı neden sahiplenir? Bayrak
sadece duygusal bir içerik, bir metrelik bir bez değil, tam tersine ideolojik,
ekonomik ve toplumsal bir düzen ve devletin simgesidir. İster Kemalist ister
İslamcı olsun bu tanımlama değişmez. Bizce Türkiye Cumhuriyeti’nin islami
yönünün gerici, karanlık, baskıcı karakteri teşhir edilmelidir. Hem
islamcılığı, hem kemalizmin aynı temele dayandığını göstermeliyiz.
- ABD’nin yönlendirmesiyle AKP Ortadoğu’ya ılımlı islam
modeli olarak sunuluyor. Bu modelin çöktüğünü görüyoruz. Bu açıdan gözlem ve
bakışınız nedir?
İKP (MLM) sözcüsü: Bizce Ortadoğu’da ağır darbeler
aldı. Fakat Türkiye’de hala yemesi gereken darbeyi yemedi. Hareket Gezi Parkı
talepleri üzerinden kazanımla çıkabilirse o zaman güçlü darbeler yiyecektir.
İslamcılığın karşısına gerçek bir laikliği koyabilmek, neoliberal kapitalizmin
projelerini durdurmak, meydanları kazanmak, askeri bir düzen ve polis devleti
olan sisteme karşı bir başarıdır. Bunun yanı sıra Ortadoğu’da ve Suriye’de
Türkiye Devleti tarafından yapılan maceracılığın, Kürt halkı üzerindeki
baskıların durdurulması hem büyük bir birlik yaratabilir, hem modelin çökmesine
yardımcı olabilir. Bu modelin çöküşü çok önemlidir. Çünkü AKP modeli, Amerikan
emperyalizminin şarjöründeki tek fişektir. Ama devrimci komünistler çalışma yürütmeden
ve insanların düşüncesi ve ufkunu değiştirmeden bu mümkün olamaz, (en azından
meydanlarda bulunan insanların düşüncesi) devrimciler ortaya çıkan talepler
etrafında güçlü bir mücadele örmek zorundadır. CHP gibi partiler hareketi kendi
çıkarları için yönlendirmeye çalışıyor. Burjuvazinin kimi kesimleri AKP’yi
indirmek istiyor. Mesela bunu CHP ve eski Türkiye burjuvazisinin tutumlarından
görebiliriz. Bunlar AKP kapitalistleriyle çatışıyorlar. Bizce bu emperyalizm ve
islamcılık arasındaki çelişkinin yansımasıdır. Bazıları bu çelişkinin
Türkiye’de bulunmadığını iddia ediyorlardı. Fakat böyle olmadığı görüldü. Bu
somut bir çelişkidir. Şimdi Amerikan emperyalizminin düşünce odalarında,
kendilerinin savunduğu Türkiye modeli tekrar gözden geçiriliyor. Türkiye
içerisinde de emperyalizm ve islamcılık arasındaki çelişki işliyor. İslamcılar
Ortadoğu’da sömüren sınıfın bir bölümünün yeni adaylarıdır. Fakat yoksul
kitleler içinde de taraftarları vardır. İktidar dışında olan burjuvazinin kimi
kesimleri yoksul kitleleri kullanarak, Ortadoğu içinde yeni güç odağı yaratmaya
çalışıyorlar. Yoksul halkları din ile aldatan politika, emperyalistlerin ve
onların uşakları (örneğin; AKP yeni burjuva, CHP eski burjuvadır) arasında bir
çelişki yaratmaktadır. Dünya solunun büyük bir çoğunluğu hala islamcılığı,
anti-emperyalist görüntüsünden kaynaklı ilerici görüyor. Türkiye solu
içerisinde ise Humeyni ve Ahmedinejat gibilerinin anti-emperyalist olmadıkları
teşhir edilmemiştir.
Hala Türkiye’nin politika sahnesinin oluşumunda bu çelişki
rol oynamaktadır. Ve AKP modeli bu çelişkiye yumuşatamamıştır. Ilımlı İslam
modeliyle hayata geçirmeye çalışıyorlardı fakat yapamadılar. Şimdi emperyalizm
ve islamcılık arasında ki çelişki temel çelişki değil ama bir yansımasıdır. Bu
nedenle bizim için “ne islamcılık, ne emperyalizm” görüşü çok önemlidir. İran
içinde bu politika şöyle yürütülmektedir: İran İslam Cumhuriyeti’ni devrimci
bir eylemle yıkmak ve her türlü emperyalist müdahaleye karşı durmak.
Türkiye içerisinde de bu çelişkiye karşı doğru devrimci bir
bakışa sahip olmak gerekiyor. Toplum içinde saflar netleşmeden devrim
gerçekleşemez. Alt sınıfın büyük bir çoğunluğu yanlış bir tarafta duruyorsa
devrim yapamayız. Biz bu çelişkinin insanların ufkunda belirmesine izin
vermemeliyiz. Mesela; “kadınlar bedenim benimdir” sloganıyla sınırlı
kalmamalılar. Zira bu sloganın ufku küçük burjuva bakışı aşamamaktadır.
Kapitalist-ataerkil sistemin tuzağına düşebilir. Veya Kürt halkı Öcalan’ın
üçüncü yol politikasından çıkması gerekmektedir. Ortaya konulan politika
zorunlu olarak sistem içerisinde devam etmeyi gerektirir. Sadece bu sistemin
yıkılmasıyla farklı bir alternatif ortaya koyabiliriz. Yeni bir sistem inşa
edebiliriz.
- Sizce bu süreçte Türkiye'deki ilerici-sol güçlere düşen
görevler nelerdir?
Öncelikli olarak Türkiye'deki sol-devrimci güçlerin bu
sürece önderliği önemlidir. Ancak bizce sol güçlerin ideolojik-teorik
bulanıklığı aşmaları gerekmektedir. Komünizm nedir ve nasıl inşa edilebilir?
150 yıllık komünistlerin önderliğiyle yürütülen sınıf savaşı Paris Komünü'nden
başlayan 1917 Bolşevik Devrimi, 1949 Çin Devrimi, 1966’dan 1976’dan Proleter
Kültür Devrimi'ne kadar süren savaş içinde bu soru her zaman daha bilimsel
sonuçlara ulaşmıştır. Bizim partimiz MLM’yi böyle algılıyor. Yani komünist
teoriyi sınıfsal savaş içerisinde tek bir çizgide devam eden ve her zaman daha
zengin daha mükemmelleşerek devam etmiştir ve günümüzde bunun ilerlemesi ve
bunun bilimsel noktalara varması gerektiğini düşünüyoruz. Bu gereksinimin
baskısı altında MLM çizgisi ikiye ayrılmıştır ve Maoist hareket bu mesele
üzerinden ayrışmış durumdadır. Bunu daha sonra detaylandırabiliriz. Şimdi bu
zemindeki tarihi deneyimlere bir göz atalım. 1914’te Lenin yeni bir fenomen
olan emperyal-kapitalizmi analiz etmiştir. Lenin şu soruya yanıt bulmaya
çalışmıştır: “Komünist hareketin çoğunluğu kendi burjuvazisiyle işbirliği
yaparak neden sosyal-demokrasiye yönelmiştir?” Lenin şu sonuca ulaştı. İşçi
hareketi içinde de bir ayrışma yaşanıyor. İşçi hareketi ile komünist hareket
aynı şey değildir. Lenin’in “Ne yapmalı” eserinde kapitalist sistemin
değişimlerini ve bunların sınıfsal saflar üzerindeki etkisi daha derin
noktalara varmıştır. Mao, 1954’te SSCB’deki kapitalizmin yeniden inşası
meselesi üzerinde sosyalizmi daha derin açıklamak, özellikleri üzerinde durmak
ve analiz etmek gerektiğini düşünmüştür. Bunu yaparak dünya komünist kafa
karışıklığından kurtarmaya çalışmıştır ve komünizm ufkunu genişletmiştir. Bugün
bizde aynı görevle yükümlüyüz. Bizler de sosyalist devrimlerin deneyimlerini
değerlendirerek komünizm teorisini daha ileriye taşımakla yükümlüyüz. Bunu
yapmazsak sınıfsal çatışmanın ufkunu aydınlatamayız ve bu aydınlık olmadan her
zaman bu savaşın karışık yollarında kaybolur gideriz. Komünizmin itibarını geri
getiremeyiz. Onu kapitalizmin acımasız çengellerinden kurtarmak için tek yol
olduğunu kabul ettiremeyiz. İşçilerin ve emekçilerin yol göstericisi yapamayız.
Bizler eski deneyimleri sentez ederek proletarya diktatörlüğünün artılarını ve
eksilerini analiz ederek bu düşünüşü yeniden ayağa kaldırmalıyız. Mücadele
veren kitleler, AKP rejimi, Türkiye Cumhuriyeti ve tüm batılı demokrasiler
tamamen bir burjuva diktatörlüğüdür. İnşa etmek istediğimiz sosyalist devlet de
bir sınıfsal diktatörlük olacaktır. Fakat özü ve mahiyeti tamamen farklıdır. Proletarya
diktatörlüğü sömürünün, toplumsal ve sınıfsal baskının, sınırların ve sonunda
devletin ortadan kalkması için savaş verecektir. Tüm toplumsal ekonomik ve
siyasi programlar bu hedefle belirlenmektedir. Bu yüzden tamamen bir halk
demokrasisi olacaktır. Çin ve SSCB’de inşa ettiğimiz proletarya diktatörlüğü
muazzam bir deneyimdi; fakat büyük eksikleri de bulunmaktaydı. Bu eksikleri
tanımlamamız gerekiyor. Gelecekte kurulacak olan sosyalist devlet için bu
negatif ve pozitif noktaları sentez etmemiz gerekir. Biz kendi partimizde genel
olarak bu çabayı “komünist teorilerin yeni sentezi” olarak tanımlıyoruz. Bunu
da Amerikan Devrimci Komünist Partisinin önderi olan Bob Avakiyan’ın
öğretilerinden yararlanıyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder