19 Ağustos 2013 Pazartesi

7.TÜRKİYE TİYATROLAR BULUŞMASI'NDAN NOTLAR.

      İHSAN ELİAÇIK'IN DİKİLİ KONUŞMASI ÜZERİNE...

İhsan ELİAÇIK'ın Dikili 7. Türkiye Tiyatrolar Buluşmasında yaptığı konuşmanın bir parçasını kendi yayınlamış ,ancak bence asıl önemli kısmına dair kısa bir şeyler yazmak ihtiyacı benim için zorunluluk olduğundan bende düşüncemi paylaşmak istedim.
CHP li belediyelerin şoven tutumunun her an hissedildiği, streil bir dilin kullanıldığı Kürt ve Kürdistan lafının pek kullanılmamaya özen gösterildiği, hatta konuya pek uzak durulduğu bir ortamda İhsan  hocanın Mısırdaki Katliamı anarken,Rojavadaki katliamıda vurgulaması ve Kürdistan diyerek ifade etmesi ve  Anti kapitalist müslümanların bayramı Roboski de geçirdiklerinden bahsetmesi, Gezi İsyanında ölenleri anması, İsmail KORKMAZ ın,Abdullah CÖMERT'in memleketi Antakya'da yeryüzü sofrasına katılmalarını anlatırken (ciddi bir alıkış alması) kendine "solcuyum" diyerek "imaj" yapanların uzak durduğu bu gerçekliğe vurgu yapması oldukça sıkıntılı durumlara neden oldu.Dürüst bir tutum ve ilkeli bir duruşla tüm ezilenlere eşit duyarlılıkla yaklaşması kendisine duyduğum saygıyı pekiştirdi.Kendi içinde tutarlı bir davranış sergilemiş oldu.
Kürt özgürlük hareketi için tasfiyeden başka çözümü olmayan,"bu halkı" adını koyarak" kürt halkı" olarak anmaktan imtina eden "solculuğun ( CHP ve izinden gidenler)" ikiyüzlü tutumunu parçalaması,teşhir etmesi birilerine, pragmatist tutumlarından dolayı yerinde bir eleştiri olmuştur.Belediyelerle ilişkimiz iyi olsun işimiz düşünce yardımcı olurlar anlayışıyla ilkesiz davranarak, onların koltuklarının garantilenmesine hizmet edecek bu tutumlar sosyalist bir anlayışla bağdaşmaz.Sosyalistler en az bir İslamcı yazar kadar cesurca ve hiç bir çıkar ilişkisi gözetmeksizin Kürt halkının mücadelesini sanatın "özgürleştirdiği" alanlara taşımakla yükümlüdür.Böyle bir buluşmada hiçbir Kürt Tiyatro topluluğun çağrılı olmaması orada bulunmaması,sorgulanması gereken bir durumdur belki de adının "Türkiye Tiyatrolar buluşması" olması onların katılımı engelleyen bir daraltıcı yaklaşımı içermektedir.Ezilenlerin Sosyalistlerin sanatını yaptığını iddia edenlerin tutumu Kürt halkının haklı mücadelesini ,acılarını, sanatını şovenizmin kalbine taşımak orada duyurmaktır.Ancak böyle olmamış burada şovenizm baskın çıkmıştır.Panel sonunda altı soru sorulacağı söylendiği halde söz alan bir Kürt dinleyicinin kendisinin kürt olduğunu söylemesi  mücadeledeki Kürt halkına  yaklaşımı nedeniyle İhsan Eliaçık'a teşekkür etmesi ve Kürtlerin neden burada olmadıkları konusundaki eleştirisi telaşla geçiştirilerek program kısa kesilmiş diğer sorulara izin verilmemiştir.Kürt sorunu kendine sosyalist,devrimci diyenler için ne yazık ki hala şovenizme karşı turnusol işlevi görmektedir.Kürt halkının özgürlük mücadelesini duruma ortama göre değerlendirenler şovenizme yenik düşmüş demektir.              
Bu pragmatizm onları her zaman sıkıntıya sokacak taraf olmaya zorlayacaktır.Devrimci sosyalist bir tutum şovenizm karşısında yalpalayanlara dürüst,tutarlı ve ilkeli davranmaya çağrı yapacaktır.Popülizm değil  sınıf hareketi tutumu,kürt halkının özgürlük mücadelesini amasız,koşulsuz savunmayı gerektirir.Bunu yapamayanlar popülizmin pragmatizminde tasfiyeye uğramaktan kurtulamazlar.
Devrimciliği sosyalistliği ilkeli biçimde ele alanlar bunun hakkını verenler onları her bulundukları yerde teşhir etmekle yükümlüdür.Kürt halkının özgürlük mücadelesi ,Şovenizmin (CHP) belediyeleriyle iyi ilişkiler uğruna kurban edilecek bir durum değildir.Halkı "şeriat gelecek" korkutmasıyla kuşatarak oy alan sözde "laik" elitlerin koltuklarını korumasının bir yolu da ne yazık ki yıllardır pompalanan ama gizli ama açık Kürt düşmanlığıdır.Buna karşı durmak bu tutumu teşhir etmek sosyalistlerin görevidir.

Hiç yorum yok: