Kayserili sayacı Tuncay
Usta:
Yardım değil hakkımı istiyorum!
İŞÇİ-SENDİKA
05 Ekim 2017
05:43
Sayacı Tuncay Öztürk
'Helalden kazanmak isteyene para yok, haramdan kazananlara para akıyor. Ben
yardım değil hakkımı istiyorum' diyor.

Kıbrıs savaşı sonrasında Türkiye’ye
geldiklerinde, adını doktorlar koyuyor. Nüfus cüzdanında da Özgür Öztürk
yazıyor ama ailesi ve arkadaşları ona Tuncay diye sesleniyor. Tuncay Öztürk,
kardeşleriyle birlikte yıllardır saya atölyesinde çalışıyor. “Kayseri’de saya
işiyle uğraşıp, Tuncay Usta’yı tanımayacak yoktur” diyor arkadaşları. Heyecanı
ve tepkileriyle tüm arkadaşlarının gözdesi olan Tuncay Usta’yla, Kayseri saya
işçileri ve esnafların durumu üzerine sohbet ediyoruz.
‘DERTLERİMİZİ ANLATSAM
ANSİKLOPEDİ OLUR!’
Onlarca büyük ayakkabı firmasına
üretim yapan Tuncay Öztürk başlıca sorunlarını şöyle anlatıyor: “Günümüz
ekonomik şartlarında biz de rahat edelim istiyoruz, insanların arasında
ezilmeyelim diyoruz. Maddi yönden insanlar sırtını bir yerlere dayamış ve vücut
diliyle hava atıyor, sen de altında kalıyorsun, yani manevi eziklik
hissediyorsun. Saya sanatında öyle bir zulüm var ki had safhada. Kayıt dışı
ekonomide çalışıyorsun, dükkan kirası, yol parası sana ait. Mesela bir makine,
iğnesi, yağı hepsi sana ait. Örneğin çifti 2.5 liraya dikiyoruz, 96 çift diksen
250 lira falan ediyor. Grup olarak diktiğimiz için kişi başına 70-80 lira ancak
ediyor. Biz haftalığı kurtarmak için 13-14 saat çalışıyoruz. Bu da ne demek
oluyor, eşimize, çocuğumuza ayıracağımız vakitten çalıyoruz.”
Lise mezunu olmasına rağmen
çocuklarına eğitim hayatında yardımcı olamadığını ifade eden Tuncay Öztürk,
“Vücudum yorgun, nasıl ders çalıştırayım? Gelin misafirimiz olun da görün, on
dakika yemeği yer hemen geri çalışmaya başlarsın. Kimyasal işle uğraşıyoruz,
sabah boğazımız acıyor. Hangi derdimizi anlatayım, inan anlatsam ansiklopedi
olur” diyor. “Ayakkabı bir gösteriş sanatıdır” diyen Öztürk şöyle devam ediyor:
“Bizim içimizde bugüne kadar örgütlenmek yoktu. Ben dikmediğimde öteki gidip dikerim
diyordu. Boş kalacağım, aç kalacağım diye korku vardı. Çok şükür son günlerde
korku kalmadı.”
‘HELALDEN
KAZANMAK İSTEYENE PARA YOK!’
Yaşadıkları sorunların sistemle de
ilgili olduğunu ifade eden Tuncay Öztürk, “Bu sistemde helalden kazanma bitmek
üzere. Alın teri bitmek üzere! Bize, ‘Asgari ücretle çalış’ diyor yönetenler,
sen benim gibi eşekten düş, asgari ücretle çalış, köhne evlerde otur
delikanlılığını göreyim. Ben onlar gibi milyarlık olayım valla keramet
gösteririm, bulutun üzerinde namaz kılarım” diyor. Çocuğunun cezaevinde olduğunu
ve düzenli olarak para, kıyafet göndermesi gerektiğini ifade eden Tuncay
Öztürk, “Benim evim kira ben evliya değilim ki keramet göstereyim. Ben kimle
muhatabım, devletle! Bana bir kimlik vermiş, benim sosyal hakkımı vermek
zorunda. Biz diyelim ki iki kardeşiz, sen bana para vermez de yerlerde
sürünürsem ben sana nasıl gardaşlık yapayım, ben sana nasıl milliyetçilik
yapayım, nasıl dindarlık yapayım. Ben evimin geçimine uğraşıyorum. Sen beni
sömürüyorsun kardeşim ya, firma sömürüyor, devlet sömürüyor” diye konuşuyor.
Sohbetimiz boyunca konuşmasının
neredeyse tamamını dini referans alarak tamamlayan Tuncay Öztürk, şunları
söylüyor: “Ben seni köle olarak çalıştıracağım ama maddiyata gelince
vermeyeceğim. Bu direkt Allahsızlık, parayı vermemek için girmedikleri kılıf
kalmıyor. İnsanları Allah ile peygamber ile kandırıyorlar. Devletim bile bana
zulmediyor. Öz Türk’üm, öz Müslüman’ım ama zulüm altındayım. Helalden kazanmak
isteyene para yok, haramdan kazananlara para akıyor. Ben kendi hakkımı
istiyorum, babasının hayrına bir şey istemiyorum.”
‘TEK SEÇENEK: BİRLİK,
BİRLİK, BİRLİK!’
“Devlet bizim mağduriyetimize el
atsın eğer devletse” diyerek kaldığı yerden devam eden Tuncay Öztürk, “Ya alsın
ya versin! Üçüncü bir yolu yok. Ben çalışıyorum, çocukluktan beri bu sanatı
öğrendim, devlet hakkımı garanti altına alsın. Ben yardım değil, hakkımı
istiyorum. Popçuya, topçuya sanatçı diyorlar, ben senin ayağına hizmet
ediyorum! Borçtan kurtulamıyorum! Ölsem gitsem kul hakkıyla gideceğim. Sistem
bozuk, böyle konuşmakla içim soğumaz. Karşıma geçsinler, ilmime güvenirim.
Benim inandığım Allah layıkıyla adalet sahibi, onların Allah’ı ile benim
inandığım Allah bir değil! Bir kez adliyeye düştük, paramız yok başımıza
gelmeyen kalmadı. Avukat masrafı, mahkeme masrafı bilmem kaç milyar” diyor.
“İşte tüm anlattığım bu sorunlar
nedeniyle bir araya geldik, toplandık. İnşallah dernekleşeceğiz” diyen Öztürk
şöyle devam ediyor:
“Antep, Konya, Adana neresi olursa olsun, oradaki sayacılarla da
dayanışma içinde olmalıyız. “
Biz bugün burada grev yaptığımızda
patron işleri yapmaları için diğer illerin sayacılarına göndermeye kalkacak.
Oradaki işçiler, ‘Hayır kardeşim almıyoruz’ derse patronları köşeye
sıkıştırırız. Yani tek seçeneğimiz var bu saatten sonra: Birlik, birlik,
birlik.”
VERGİ KAÇIRMAK HARAM,
YÜKSEK VERGİ ALMAK ZULÜMDÜR
Dine müdahaleler olduğunu, bu duruma
dindar biri olarak karşı olduğunu da vurgulayan Tuncay Öztürk, “Hatıroğlu
Camii’nde imam, ‘Vergi kaçırmak haramdır’ diye hutbe veriyor. Ben de diyorum
ki, yüksek vergi almak zulümdür ve zulüm ise haramdır İslam dininde. Hutbede
taraflı konuşuyor imam. Doğruyu konuşsa maaşı kesilecek. Böyle düzen olur mu?”
diyor.

150 ATÖLYEDE İŞLER
DURDU
Kayseri'de yaklaşık 150 saya atölye
sahibi ve işçiler talepleri karşılanıncaya kadar atölyelerde üretimi durdurdu.
Kayseri Saya Emekçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Girişimi de üretimin
durdurulduğu gün ilan edildi. Firmalarla görüşme yapılması için temsilciler
seçilirken, kararlar ortak alınıyor. Firmalarla yapılan görüşmeler de devam
ediyor.
(Kayseri / EVRENSEL)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder