Saya direnişleri
Evrensel’ den Nilgün
TUNÇCAN ONGAN yazdı
Eylül ayı Türkiye genelinde saya
işçilerinin direnişine sahne oldu. Adana’da başlayan iş bırakma eylemleri
İstanbul, Konya, Antep, İzmir ve Manisa’da devam etti. İşçiler; düzenli zam,
eşit ücret ve insanca çalışma saatleri yanında çocuk işçiliğine de son verilmesini
istiyor.
Saya direnişleri, ekonomik talep ve
kazanımları yanında sınıf mücadelesinin toplumsal barışa olan katkısını ortaya
koyan çok önemli bir deneyim. Türkiyeli ve Suriyeli işçilerin sınıf talepleri
etrafında birleşmeleri, birlikte yaşama olanaklarını genişletebilmenin de
başlıca güvencesi.
Türkiyeli işçiler, derinleşen sömürü
koşullarının Suriyelilerin varlığından değil sömürüye daha açık olan
konumlarından kaynaklandığını anlamış durumdalar. Onun için de birlikte
mücadele ediyorlar. Oluşturdukları komitelerde Suriyeli işçiler de var. Eşit
ücret talebinin en az düzenli zam kadar önemli olduğunun farkındalar.
Evrensel gazetesine konuşan Suriyeli
işçiler ise ortak mücadele edebilmenin kazanımdan daha önemli olduğunu
belirtmişler. Maruz kaldıkları dışlanma ve saldırıları sınıf mücadelesiyle
aşabildiklerinin bilincindeler. Hatta Suriye’ye dönecek olanların bu deneyimi
kendi ülkelerine de taşıyacaklarını düşünüyorlar.
Direnişlerin ortaya koyduğu bir diğer
konu da, saya işçilerinin geçmişteki deneyimleri unutmamış olduğu. Gazeteye
konuşan işçilerin önemli bir bölümü yıllar öncesindeki direnişlere gönderme
yaparak, taleplerini ancak bu şekilde gerçekleştirebildiklerini söylemişler.
Yüzde 25 zammın kabul edildiği Adana’da işçiler, bundan önceki son zammı 2012
yılında yine mücadeleyle almış olduklarını hatırlatıyorlar. Antep'te ise saya
işçilerinin 32 yıl önceki iş bırakma eylemini en genç işçiler bile biliyor.
Ustadan çırağa anlatılarak bugüne kadar gelmiş.
Sayacılık, uzun çalışma süreleri ve
güvencesizliğin yanı sıra çalışma koşulları bakımından da oldukça zor bir iş.
İşçilerin saatler boyunca solumak zorunda kaldığı kimyasallar aynı zamanda
yanıcı ve patlayıcı özellik de taşıyor. Kullanılan yapıştırıcıların üzerinde
‘+18’ yazmasına rağmen çocuk işçiliğinin son derece yaygın olduğu bir alan.
İzmir için hazırlanan bir raporda,
Ayakkabıcılar Sitesinde çalışan 45 bin işçiden 5 bine yakınının çocuk olduğu
belirtiliyor. Toplam işçiler içinde kayıtlı olanların sayısı ise sadece 3 bin.
Türkiyeli işçilerin taleplerinin
bastırılması için Suriyelilerin bir tehdit unsuru olarak kullanıldığına
raporda açıkça yer verilmiş. Bununla beraber hakkını arayan Suriyeli işçiler
ise işten atılıp, sınır dışı edilmekle tehdit ediliyor. Dolayısıyla 2014
yılında Suriyelilerin çalıştırılmasına karşı yapılan eylemlerin, bugün çalışma
koşullarının iyileştirilmesi için ortak bir mücadeleye dönüşmüş olmasının ne
kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak lazım.
Çocuk işçilerin hemen hemen tüm
atölyelerde yer aldığı, çoğunluğu Suriyelilerden oluşan bu çocuklar için
çalışma yaşının ise 6’ya kadar indiği belirtiliyor.
Bu vesileyle hatırlatalım; sanayi
devrimi dönemindeki çocuk sömürüsünü anlatan kayıtlarda da, çocuklarda işe
başlama yaşının 6 yaşa kadar inmiş olduğuna dikkat çekiliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder