17 Ağustos 2020 Pazartesi

GELECEĞİ KURACAK OLANLAR, BİRLİKTE MÜCADELENİN ZEMİNİNİ ARIYOR!

BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ  BİRLEŞİN!

Sınıf içinde çalışan demokratik kurumlardan, sosyalist partilerden ve  Kürt siyasal hareketinin temsilcisi arkadaşlardan oluşan bir grup insanın ortak mücadele zemini arayışı ekseninde yaptığımız toplantıların ikincisi 14 Ağustos Cuma akşamı gerçekleştirildi.

İzmir özelinde sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştirdiğimiz sohbette karmaşık ve çoklu bir gündeme, dağınık bir konuşma akışına rağmen, konuşmacıların açığa çıkardığı yeni sorunlarla mücadele zemini oluşturmanın ilk adımı sayılabilecek ne yapmalı nasıl yapmalı sorularına demir atmış olduk.

Sohbet sınırlarında gerçekleşen toplantıya dair öneri ve tespitler gelecek toplantıların daha verimli geçmesi açısından yararlı olacaktır düşüncesiyle aşağıda sıralanmıştır;

Komünist manifestonun çağrısı emperyalist, kapitalist saldırganlığın zincirlerinden boşandığı günümüzde ısrarla muhataplarını arıyor. Dünya işçi sınıfına ve insanlığa umut olan Ekim devrimi deneyinin çözülüşüyle birlikte başlayan karşı devrim dalgası her düzeyde şiddetini ve tahribatını artırarak yoluna devam ediyor. 

Yükselen gericilik dalgası sistemli saldırılarıyla, geçen yüzyılda işçi sınıfının elde ettiği tüm kazanımlarını yok ederek, ekonomik, ekolojik ve insani bir yıkıma sürüklüyor.

İnsanlık tarihinin belki en kapsamlı ve derin saldırıları güçlü devrimci bir yanıt verilemediği için insanlığı çürütmeye devam ediyor.

İçinde bulunduğumuz dönem olanak ve olasılıklar nedeniyle geleceği kurmak isteyenlere ağır bir sorumluluk yüklüyor. 

Bu çürümüş düzeni yıkmak için, ne kitleleri harekete geçirebilecek moral üstünlüğe, ne de güçlü örgütlü yapılara sahibiz. Ancak kriz dönemlerinin devrim ve karşı devrim diyalektiğinin işlediği süreçler olduğunun bilgisine sahibiz. 

Kapitalizmin yok saydığı açlığa ve sefalete sürüklediği sistemin dışına attığı kitleler her gün daha da çoğalıyor.

Sisteme duyulan örgütsüz öfke kimi zaman patlamalara yol açsa da bir sonuca varamıyor.

Kitlelerin örgütsüzlüğü düzenin ömrünü uzatıyor. Sosyalist, devrimci yapılar bir türlü güç biriktiremiyor. Kitlesel ayaklanmalarda öncülük rolünü üstlenmekten uzak bir anlayış ve  örgütsüzlük hala sürüyor. 

Devrimci sosyalist hareket ve Kürt siyasal hareketi başta olmak üzere toplumda muhalif sesler çıkaran tüm yapılar, (burjuva düzenin iyileştirilmesi talebi dahil) fiziki şiddete uğratılıyor.

Düzen çoğunluğu ikna gücünü yitirdikçe şiddete sarılıyor. Sistematik baskı ve fiziki şiddet her yerde görünür bir şekilde normalleştiriliyor. Toplumun sınırlı özgürlük alanları her gün dahada daraltılıyor. 

12 Eylül'le başlayıp bu güne kadar süren tasfiye dalgalarına karşı sağlam bir ideolojik hatta sahip, örgütlü devrimci bir çıkış gerçekleştirilemediğinden her dalga sağlam bir ideolojik temele dayanmayan kumdan kaleleri yerle bir etmektedir.

Durumun farkına varıp devrimci bir kopuşu gerçekleştirmenin adımlarını atma iradesini ortaya çıkarmak zorundayız.

Sürekli tasfiye dalgalarına dayanabilecek sağlam ideolojik temellere sahip bir anlayış ortaya konamadığından, burjuvazinin belediye seçimlerinde sol bir bütün olarak CHP'nin ülkücü ve ne olduğu belirsiz adaylarının peşine takılmıştır.

Kendi iradelerini burjuvaziye kiraya verenlerin sınıfa güven vermesi mümkün değildir.

Önce tarihsel haklılığımıza dayanan bir öz güvene sahip olmalıyız.

Bizi güçlü kılan kalabalık olmamız değil bütün eşitsizliklere son verecek işçi sınıfının tarihsel devrimci rolüne olan inancımızdır.

İşçi sınıfı ve ona bağlaşık potansiyel toplumsal güçler düzenin saldırıları karşısında yalnızdır, örgütsüzdür. Uzun süredir sınıf kimliğinin parçalanmasına ve deformasyonuna dönük ideolojik ve pratik çabalar etkili olmaktadır. İşçi sınıfı çok güçlü bir kuşatma altındadır.

Bu kuşatmayı kırmak ve sınıf güçlerini harekete geçirebilecek bir odak yaratmak kafa yormamız gereken temel meselemiz olmalıdır.

Başarıya ve kazanımlara yol açmayan her eylem moral çöküntüye yol açarak umutsuzluğu besliyor. Bu kısır döngüyü kırmak için umudu büyütecek kazanımlara ihtiyacımız var.

Bunun içinde örgütlü sürekli bir mücadelenin gerçekleşebileceği bir zemini yaratmak zorundayız.

Bu bilinç ve kavrayışla mevcut olanakların sınırlarını zorlayarak içinde bulunduğumuz tarihsel ve konjonktürel durumu, sosyolojik dönüşümü anlama çabasına ağırlık vermeliyiz.

Bütün ayrıntılarıyla kendi gerçekliğimizin  farkında olmak bile bizi önemli bir üst basamağa taşıyacaktır.


İçimizden bir arkadaşımızın ani den rahatsızlanması ve hastaneye götürülmesi nedeniyle bazı arkadaşlarımız toplantıya katılamadılar. Arkadaşımızın yapılan tetkikleri gece geç saate kadar sürdüğü için toplantı eksik katılımla gerçekleşmiş oldu.

Bundan sonraki toplantıların daha etkin,verimli, daha sistemli, temsil düzeyi yüksek katılımla gerçekleşmesi ortak çabamızla mümkün olacaktır.

Toplantının biçim, içerik ve usulüne ilişkin bir takım olumsuzlukların daha planlı ve sistematik bir çabayla aşılması verimlilik açısından önem taşımaktadır.

Dağınık, plansız, hedefsiz, başlığı rastgele belirlenmiş bir toplantının bizi ileriye taşıyamayacağı ve yoracağını tespit etmek gerekir.

Bundan sonraki süreçte katılımın sürekliliği ve toplantının planlanmasını yapacak bir mekanizmanın oluşturulması yararlı olacaktır.

Uzun bir zamanın yemek hazırlığıyla geçirilmesi konuşma zamanından çalmıştır.

Toplantı konusunun işlenişi ulaşılan sonuçlar, öneriler bir sonuç tutanağıyla saptanmalıdır.

Bir araya geliş nedenimiz ve bunun en verimli bir çabayla sonuca ulaştırılması dikkate alınmalıdır.

Konuşan arkadaşların gündemin dışında dağınıklığa yol açan konuşmalarının önlenmesi için bir yönlendiricinin ve toparlayıcının olması yararlı olacaktır.

Birlikte yapabileceklerimizin sınırlarını ve çerçevesini net olarak çizmeli buna uygun bir yol haritası çıkarmalıyız.

İşçi sınıfıyla bağlarımızı güçlendirmek için çalışma alanlarında onlara dokunabilecek bir çaba içinde olmayı planlamalıyız.

Yolumuz uzun, yükümüz ağır, gücümüz sınırlı, bunu bilerek mevcut potansiyellerimizi açığa çıkaracak bir çabayı birlikte öreceğiz. 

Bu düzen bir avuç sömürücü dışında kimseye insan gibi yaşanacak bir gelecek vaad etmiyor.

Eşit özgür bir geleceği kuracak olan tek güç işçi sınıfıdır.


"GELECEK GÜZEL GÜNLER İÇİN 

GÖKTEN AYET İNMEDİ BİZE

BİZ ONU KENDİMİZ VAAD ETTİK KENDİMİZE"


                                                      NAZIM HİKMET


İŞÇİ SINIFININ KURTULUŞU KENDİ ESERİ OLACAKTIR!








Hiç yorum yok: