Ayakkabı işçileri her yerde güvencesiz / Sema Barbaros •
Güvencesiz, kayıt dışı,
ağır, uzun çalışma koşulları, sağlıksız ortamlar ve meslek hastalıkları kundura
işçilerinin hayatının bir kesiti. Adana’daki işçilerin eyleminin ardından
gündeme gelen ayakkabı ve saya işçilerinin çalışma koşullarının ağırlığı,
İstanbul’da da sektörün yoğunlaştığı Merter’de aynen yaşanıyor. Adana’daki
işçiler gibi uzun çalışma koşullarından şikayet eden Merter’deki ayakkabı
işçileri, sabah işe giriş saatlerinin belli olduğunu ancak çıkış saatlerinin
belli olmadığını anlatıyorlar. Büyük çoğunluğu sigortasız çalışan işçiler, yurt
dışından gelen kaçak işçilerin de piyasadaki fiyatları düşürmesinden
şikayetçiler. Denetim yapılmaması nedeniyle kayıt dışının devam ettiğini
belirten işçiler, 4 yıldır zam alamadan çalışıyorlar.
PATRONUN KEYFİNE GÖRE
ÇALIŞIYORLAR
Muhamer Artelen Konya’dan
İstanbul’a göç etmek zorunda kalan saya işçilerinden. Çalışma koşullarının
keyfi olduğunu söyleyen Artelen, “Patron dese ki ‘İş yok çıkıp gidin’
yapabileceğimiz bir şey yok. Bir güvencemiz yok, onun keyfine göre çalışıyoruz”
diye konuştu. İstanbul’daki ayakkabı işçilerinin de Adana’dakiler gibi ortak
hareket etmesi gerektiğini ifade eden Artelen, “Kundura işçilerinin hepsi keyfe
göre çalışıyor. Usta istediği zaman işten atıyor. İşçiler tazminat almasın diye
sigorta yaptıkları işçileri de 1 yıl dolmadan işten atıyorlar. Devletin bunları
denetlemesi lazım. İşçilerin toplanıp sorunlarına karşı ortak karar alması
lazım. İtalya’da bir saya işçisi 4-5 yıl çalışarak kazandığı para ile bütün bir
hayatını amorti edebiliyor. Bizde ise işçiler açlıkta ölüyor” dedi. Emekli
olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldığını anlatan bir işçi ise şöyle konuştu:
“Çünkü yetmiyor. Günde 10-15 saat çalışıyoruz ama çalışanın hakkını doğru
düzgün veren yok. Bu sektörde benim gibi emekli olabilmiş kaç kişi vardır ki?
Buranın büyük çoğunluğu sigortasız. Bazı ustalar ‘Ben sana sigorta yaparım ama
100 liranı keserim’ diyor. İnsanlarda tabi mecburen 100 lirayı almayı tercih
ediyor. Çünkü zaten geçinemiyor. Para yoksa sağlık da yok. Benim eşim kanserdi
35 bin lira harcadım kurtardım. Niye devlet aspirini karşılıyor kanser ilacını
karşılamıyor. Devlet sigarayı nasıl kontrol ediyorsa işçinin sigortasını da
öyle denetleyecek.
” 39 YILDA ZOR EMEKLİ
OLDU
47 yıl önce ilkokul 3.
sınıftayken Gedikpaşa’da ayakkabı işine başladığını anlatan Emin Turkun,
emeklilik başvurusunu daha yeni yaptığını söyledi. “Güzel işti kunduracılık ama
artık kimse para kazanamıyor. Evini geçindiremiyor, çolunu çocuğunu
doyuramıyor. Kundura işçilerinin çoğu sigortasızdır. Benim ilk sigortamı 1973
yılında babam yaptı. Şimdi 15 gün çalıştırıyor sonra işten çıkartıyor. 39 yılda
zor emekli oldum. Kendi cebimden ödedim çoğu zaman. Eski Başbakan Menderes,
Gedikpaşa’da Bu dilencileri buradan atın’ dediğinde yanındakiler ‘Başbakanım
bunlar zanaatkar. Ayakkabı yapıyorlar’ demişler. O zaman Milletvekili ile
ayakkabıcının maaşları aynıymış. Şimdi memurun aldığı parayı alamıyorlar” diyen
Turkun, çocuklarının ayakkabı sektörüne kesinlikle sokmayacağını dile getirdi.
Sigortasız çalışanların zaten zor geçindiği, Genel Sağlık Sigortası primi ödeme
durumlarının olmadığını belirten Turkun, devletin vatandaşını sömürme çabası
içinde olduğunu düşünüyor.
BU İŞTE ÇALIŞACAKLARINA
DİLENSİNLER
1973 yılında ilkokulu bitirir
bitirmez Bartın’dan İstanbul’a gelip kundura işinde çalışmaya başlayan Mustafa
Günaydın da emekli olup çalışmak zorunda kalan işçilerden. Beyoğlu’da çalışmaya
başlayan Günaydın, uzun süre çalıştığı bir çok firmanın sadece ikisinin sigorta
yaptığını dile getirdi. Ayakkabı işinde çalışanların sahipsiz olduğunu, iş
olduğu zaman çağrılıp çalıştırıldığını sonra da kapının önüne koyulduklarını
anlatan Günaydın, bazı firma sahiplerinin atölyelerinde çalıştırdığı işçileri değil
akrabalarını sigortalı gösterdiğini kaydetti. Günaydın, “Akrabalarım neden
çocuklarını kendi işine sokmuyorsun diyorlar, ben de çocuklarım benim işimi
yapacağına gitsin cami önünde dilensin diyorum. Yılda en fazla 6 ay
çalışılıyor” diye konuştu.
GÜÇLERİ VAR AMA ÖNDER
YOK
Yıllar önce Beyoğlu’da bir
dernek kurduklarını, patronların derneğe üye olan işçileri işten attığını
aktaran Günaydın, ayakkabı işçilerinin sendika kuracak güçleri olduğunu ama
önderlerinin olmadığını söyledi. Hükümetin özel hastanelerin önünü açtığını
dile getiren Günaydın, “Neden çünkü para var. Reçete başı para ödeniyor. Refah
nerede? İstedikleri prim kadar sağlık hizmeti vermiyorlar ki. Geliri olmadan
bankalara borçlanan kişilerin sayısını biliyor musun? İnsanların geliri olmadığı
için bankalardan para alıyor sonra da borcunu ödeyemiyorlar. Refah içinde olsak
insanlar bankalardan para dilenir mi? Bende kredi çekmek istedim. Gittim
bankaya kefil istediler, 5 emekli kişi götürdüm beşinin de borcu var”
dedi.
PATRONLAR BİRLİK
15 yıldır ayakkabı
işinde çalışan Ali Uçar ise sürekli iş olmadığını üç ay çalışıp 3 ay ücretsiz
izine gönderildiklerini söylüyor. İşçilerin sigortalarının yapılmadığını,
devletin de bunu denetlemediğini dile getiren Uçar, ayakkabı sektöründeki bütün
patronların birlikte hareket ettiklerini, fiyatlarını bile birlikte
belirlediklerini söyledi. Uçar, buna karşı işçilerin birlikte hareket
edemediğini belirterek, “İşçiler bir araya geldiği zaman her şeyi başarır. Kim
eylem yapsa ya terörist oluyor ya da mahkeme salonunda bitiyor. İşçiler eyleme
çıkmadan acaba işimden olur muyum diye düşünmek zorunda bırakılıyor” dedi. 37
yıldır saya işçisi olan Hasan Yalvaç, değerli olmasına rağmen mesleklerinin hak
ettiği değeri görmemesinden şikayet ediyor. Kaç saat çalıştıklarının belli
olmadığını dile getiren Yalvaç, fiyatlarında sürekli indirildiğini söyledi.
Yalvaç, “Sigortam yok. Benim sigortasız çalıştığımı devlet biliyor, görüyorlar
ama bir şey yapmıyor. İşçiler sigortasının yapılması için yarısını ben ödeyeyim
yarısını sen öde diyorlar patronlara onu bile kabul etmiyorlar. Hastaneye kendi
paramla gidiyorum. Yeşil kartım vardı o da iptal ediliyor. Birlik olmadan
hiçbir şey olmaz” diye konuştu. Azerbaycan’dan çalışmak için Merter’e gelen
Turam isimli işçi ise şöyle konuştu; “Üç yıldır oturma izni ile buradayım. Biz
daha zorlanıyoruz. Bekarız. Kira veriyoruz, işsiz kaldığımız zaman çok
zorlanıyoruz. Sağlık konusunda Azerbaycan’da güvencemiz var ama burada çok işe
yaramıyor. Hastanede para istedikleri zaman veriyoruz.” (İstanbul/EVRENSEL )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder