KUNDURA İŞÇİLERİNİN SESİ. . . Anlatılan Senin Hikayendir! / Haber-Yorum-Belge
22 Mart 2012 Perşembe
ÇİN İŞÇİLERİ GREVLERDE NE KAZANDI?
ÇİN : İŞÇİ GREVLERİNDE NE KAZANILDI ?
Güney Çin’deki otomobil işçilerinin 2010’da gerçekleşen grevleri tüm Çin’de ve dünyada yankısını buldu. Honda, Toyota ve diğer uluslararası otomobil şirketlerine ara madde sağlayan yan şirketlerdeki işçiler iş bırakırken, uluslararası iş basını, “Çin işçilerinin yükselen gücünden duyduğu korkuyu ifade ettiler. “
Aynı zamanda, dünyanın en büyük bilgisayar ve iPod şirketleri ile anlaşmalı en büyük imalâtçı şirket Foxconn’daki bir dizi trajik intihar vakaları, Apple, HP ve Nokia gibi küresel çapta kullanılan markalar için düşük-ücretli, kitlesel ölçüde yapılan üretimin insanlık-dışı doğasını ortaya serdi.
Yaşanan her iki olay, Çin sendikalarını ve kamuoyunu sarstı ve uzmanlar, bu olayların, ülkedeki işçi ilişkilerini değiştirecek sınır noktasını oluşturabileceğini düşündü.
Ancak işçilerin eylem haberlerinin, basın radarına girmesiyle yok olması bir anda oldu. Ne değişmişti?
İşçiler patronlara ve hükümete karşı
2000 Mayıs’ında, Çin’in Foshan şehri Nanhai bölgesinde bulunan Honda nakliye tesisindeki işçiler greve gitti. Bu grevin tetikleyicisi, Vali’nin, hızla artan geçim maliyetlerine karşın 1 Mayıs’ta, yerel yasal asgari ücreti 123 dolardan 147 dolara yükseltmesi olmuştur. İşçiler de, aylık ücretlerinde, bu yükselmeyi baz alarak eşit miktarda bir artış beklediler. Fabrika yönetimi ise, nakliyat işçilerinin aylık ücretlerine temel oluşturan miktara 24 dolar ekledi, fakat (gıda, barınma ve muntazam devamlılık için) devletin işçilere verdiği aylık yardımı 48 dolardan 29 dolara indirdi. Net kazanç ayda yalnızca 5 dolar kalmıştı. Formda ve haşin
Hong Kong, Shenzhen ve Guangzhou çevresindeki Güney Çin Pearl Nehri Deltası, dünyada sanayinin en yoğun olduğu bölgedir.
Çoğu göçmen ve kırsal kesimden gelmiş olan 25 milyon kadar endüstri işçisi, küresel markalar için giysi, oyuncak, mobilya ve elektronik aletler şeklindeki tüketim ürünlerinin sürekli üretimini üstlenmişlerdir.
Delta, dev otomobil üretim merkezlerinden birisidir: Burada Honda ve Toyota üretiliyor, Volkswagen yapımı başlamak üzere ve Shenzhen’de, Çin’in yükselen yıldızı elektrikli otomobil endüstrisi üretimlerini sürdürmekte. Yan sanayi fabrikaları mantar gibi çoğaldı. Bunların çoğu Çin pazarı için üretim yapıyor fakat Honda ve Toyota, motor gibi parçalar üretip Batı’ya ihraç etmeye başladılar.
Fabrikalar, hem teknoloji hem de örgütlenme bakımından en son sisteme tâbi. Japon işadamları, ünlü esnek-üretim sistemlerini Çin’e taşıdılar. Bununla, tam zamanında üretim, zora-dayalı yönetim ve üretim zinciri içinde işçilerin işbölümü ile çalışması getirilmiş oldu.
Montaj ve motor üretim fabrikalarındaki çalışma koşulları, dünyanın diğer bölgelerindeki modern otomobil fabrikalarıyla kıyaslanacak seviyede, fakat Çin standartlarıyla donatılmış olarak daha üst noktalarda.
Otomobil işçileri, bölgedeki en yüksek ücreti alan çalışanlar. Aylık ücret yaklaşık 400 dolar. Şirketler, işçilerine, her yıl, aylık ücretin iki ile altı katı kadar fazla ikramiye ödüyorlar. Kâr payı ve üretim verimliliğinden doğan ikramiye ödemeleri de yaygın. Fazla mesai, yasal sınırlar içinde (haftada 40 saatlik çalışmayı temel alarak, ayda 36 saat). İşçilerin ortalama yaşı, Toyota’da 24’den, Honda’da 28’den az.
Yan sanayi fabrikalarındaki koşullar daha kötü. Fabrikalar genellikle temiz ve çoğunda klimalar var (Güney Çin’in subtropikal ikliminde bile hâlâ lüks sayılmakta), fakat aylık ücretler, 112-144 dolarla, yasal sınırın en altında. Fazla mesai, yerel hükümetler tarafından mecbur tutulmuyor ancak yasal sınırların izin verdiğinden çok daha fazla. Sermaye devri çok yüksek. Pek çok işçi, teknik okullardan gelen ve yerinde uygulama yapan “stajyer” öğrencilerden oluşuyor.
… Çin özellikleriyle
Çin devlet politikası tüm yabancı şirketlere ait otomobil fabrikalarının, devlet otomobil fabrikalarıyla ortak-girişim olması zorunluluğunu getirmektedir. Diğer taraftan, yan sanayi tedarikçi fabrikaları, doğrudan Honda ve Toyota’nın sahibi olduğu fabrikalardır ve bazılarının yatırımcıları Çinli veya Hong Konglu özel yatırımcılardır.
Ana fabrikalarda çalışan işçiler Guangdong’un yerli işçileriyken, parça üreten yan sanayi kuruluşları, genellikle, kırsal kesimden gelen göçmenleri çalıştırmaktadırlar. Göçmen işçilerin sosyal ve politik hakları yoktur, sağlık, kaza ve işsizlik sigortaları kısıtlıdır ve çalıştıkları yerlerde yerleşmeleri yasaktır.
Ana fabrika ve yan kuruluşlar arasındaki bu farklar, sendikaların yapısına da yansımıştır. Ana fabrikalarda, Tüm-Çin Sendika Birlikleri Federasyonu (ACFUT), şirketlerin işçilere yaptığı cömert yardımları idare eden aşırı bir bürokrasiye sahiptir. Bu bürokrasi, fabrika yönetimine, ücretler ve çalışma koşulları konusunda danışmanlık da yapar (herhangi bir toplu pazarlık anlaşması bulunmaz).
Tedarikçi yan kuruluş fabrikalarında ise sendika hiç yoktur veya onların yerini yerel hükümet işçi büroları, Komünist Parti şefleri veya idarecileri almıştır.
17 Mayıs sabahı, otomatik vites bölümündeki iki işçi, normalde kalite sorunları olduğunda kapatılan kırmızı acil yardım düğmesine basarak, üretim şeridini durdurdular. Fabrikanın Japon yöneticisi, kafeteryada işçilerle görüştü, onlara, taleplerinin bir hafta içinde karşılanacağı sözünü verdi ve bunun üzerine gece vardiyası işbaşı yaptı. İzleyen günlerde, yönetim, işçiler ve (pek çok işçinin varlığından haberdar olmadığı) fabrika sendikası arasındaki görüşmeler, daha ileri iş durdurma eylemleri eşliğinde sürdü.
Şirket, çeşitli gruplardaki işçilerin ikramiye ve yardımlarında artış önerisiyle geldi fakat işçiler, genel baz ücretinde artış üzerinde ısrar etti. Şirket, grevin başlangıcında üretim şeridini durdurmuş olan iki işçiyi işten attı. İdarenin bu sert tepkisi ve diğer tepkileri işçileri harekete geçirdi.
24 Mayıs’ta grev süresizleşti ve hemen ardından, Honda’nın, Çin’in ortasındaki Guangzhou ve Wuhan’da bulunan esas montaj fabrikalarını etkisi altına aldı. İki fabrika da, 26 ve 27 Mayıs’ta üretimlerini durdurarak ulusal ve uluslararası medyanın dikkatlerini buraya çekti ve bu grevi Çin’de kamu gündemine getirdi. Sendika ve fabrika yönetimi ile beraber, yerel hükümet de, gittikçe daha sert bir tutum takındı ve sonunda, sendika kıyafetleri giymiş 100 kişi kadarlık bir eşkıya grubu, işçilere fiziksel bir saldırı düzenledi.
Bunlardan sonra, işçiler, Çin medyası ve web sitelerinde geniş yer bulan bir açık mektup yayımladı. Bu belge, işçilerin toplumsal adalet ve diğer taleplerine açıklık getiriyordu. İşçi taleplerinin temeli, herkes için 128 dolarlık maaş artışı, üst düzey işçiler için maaş yükseltmeleri ve her yıl yüzde 15’lik artış yapılmasıydı.
Yüksek düzey işçilere yapılacak ek ödemeler ve genelde garanti edilecek yıllık yüzde 15 artışlar, işçilere ödenen ücret sisteminde köklü değişiklikler yapılması anlamına gelecekti. Çin’de temel ücretler genelde çok düşük (ortalama aylık ücretlerin yarısından daha yüksek değil) ve işçiler bu yüzden “iyi davranış” ve patrona itaatin esas alındığı ikramiyelere ve mesai ücretlerine güvenmek zorundalar.
Daha önemlisi, Nanhai işçileri, fabrikada sendika temsilcilerini seçmek üzere özgür ve açık seçim yapılması talebinde bulundular.
Arabuluculuk mu? Toplu sözleşme mi?
Gelişmeler, Honda fabrikalarının Çin ana merkezi olan Guangzhou Automotive şirketinin de doğrudan işe karışmasına neden oldu. Aynı zamanda Çin yasama meclisinin de üyesi olan Guangzhou Automotive şirket CEO’su, görüşmelerin sorumluluğunu üstlendi. Şanzuman bölümünün Japon yöneticisi yerine bir Çinli yönetici getirildi. Arabuluculuk yürütmesini kolaylaştırmak üzere Pekin’den ünlü bir iş yasası profesörü getirtildi.
4 Haziran’daki görüşmelere otuz seçilmiş işçi katıldığı halde yalnızca beşine konuşma izni verildi. Şirket toplam aylık ödemeyi 240 dolardan 336 dolara çıkarmayı teklif etti fakat bu miktarın çoğunluğu ikramiye ve sosyal yardımlardan oluşuyordu. İşçiler ise temel ücretlerde artış üzerinde ısrar ettiler. Temel ücretlerdeki bu artış aynı zamanda, mesai ücretlerinde de artışa neden olacaktı.
Son pazarlığa göre temel ücret artışı ve çeşitli diğer artışların toplamı, işçilerin pazarlık başındaki talebi olan 128 dolardan çok daha aşağıda bir tutar olan 80 dolarda sabitlendi.
Böylece pazarlığın sınırı, işçileri sakinleştirmek için yapılacak ekstra ödeme tartışmalarına daraltıldı. Üst düzey işçilere artış talebi, “çok karmaşık bir konu” olduğu gerekçesiyle reddedildi ve bu konunun müzakereleri sonraki görüşmelere ertelendi. Yaygın bir ücret artışı ve üst düzey işçilere verilecek ekler bile, düşük temel ücretli yaygın sistemini zorlayacak, teşvik ödemeleriyle beraber, işçilere şirkette kalıp becerilerini geliştirmek için motivasyon sağlayacaktı.
Honda ve Guangzhou Automotive şirketleri, bu olayın Çin otomobil üreticileri için bir örnek oluşturmasını etkili bir şekilde engellediler. Ücretler düşük kalmayı sürdürecek ve sendika da, yönetimle işbirliği yapmaya devam edecekti.
Grev yayılıyor, sendika kontrolü ele alıyor
Honda’nın Nanhai tesislerinde olanlar, Pearl Nehri Delta’sı boyunca dizilmiş otomobil ve elektronik eşya fabrikalarındaki işçiler çapında da bir dizi tepki zincirini tetikledi. Guangzhou Sendika Birlikleri Federasyonu’na göre, 100’den fazla grev oldu ancak bunların yalnızca çok küçük bir kısmı medyada yer buldu. Guangzhou Nansha’daki Toyota’nın ultramodern 14 ana fabrikasının sekizinde işçi çatışmaları görülüyordu. Eylemler diğer bölgelere de yayıldı: Şanghay yakınlarındaki çok sayıda elektronik eşya fabrikası ve Tianjin’deki bir Toyota fabrikasındaki işçiler grevlerini birkaç gün sürdürdüler.
Delta’da başlatılan grevlerin çoğu, Nanhai’dekine benzer ücret artışlarıyla yatıştırıldı. Bu şekilde, işçiler bir çeşit pazarlık modeli oluşturmuşlardı. Guangzhou’da, patronlar da, tavan ücretler konusunda karara varmak üzere sahne arkasında bir araya geldiler.
Grev dalgası sürecinde, bazı sendikalar dikkate değer bir tavır değişikliği gösterdiler. 21 Haziran’da, Guangzhou’nun Nansha bölgesinde, bir Honda parça imalât fabrikasındaki işçiler pazarlık masasını terk ederken, yerel fabrika sendikası devreye girdi ve pazarlığa oturdu. Birkaç yüz işçinin çalıştığı bu fabrikaya ait bir yerel sendika vardı ancak bu sendika, işçilerin güvenini tümüyle yitirmişti.
Bu gibi durumlarda hep olduğu gibi, bölge sendikasının o şehir kolundan daha yüksek düzeyde, bir grup sendika temsilcisi, aracılık etmeleri için çağrıldı. Sendika bölge temsilcileri gelmeyi reddetti ve bu sorumluluğu Çin İşçi Bakanlığı’nın yerel kolu olan İşçi Bürosu’nun üstlenmesi gerektiğini söylediler.
Guangzhou Sendika Birlikleri Federasyonu başkanlığının medyaya verdiği demece göre sendikanın görevi işçinin yanında olmaktı ve arabuluculuk işini sendika değil, hükümet yapmalıydı. Sendika, polisin kendilerine kamu güvenlik konularını görüşmek üzere işçi temsilcilerini karakola getirmesini istediğinde de (grev yerinde şiddet içeren herhangi bir olaya rastlanmamıştı), bu isteği geri çevirdi.
Sendikanın arabulucu olarak veya idarenin yanında değil de işçinin yanında yer alması, işçinin sendikaya karşı tutumunun değişmesine yol açtı ve bölge sendikası, pazarlığa oturacak altı işçi temsilcisini seçmek üzere bir seçim organize edebildi. Anlaşma neyle mi sonuçlandı? İşçilerin talep ettiği aylık 128 dolarla!
İşçi ilişkilerindeki değişim
Grev eylemleri yalnızca Çin’deki çokuluslu şirketleri korkutmakla kalmadı, işçiyi kontrol altında bulunduran sisteme meydan okuma işlevini de gerçekleştirdi. Tipik olarak, fabrikalar içindeki koşulları kontrol altında tutan, idare eden, kapitalistlerle yerel yöneticiler arasındaki, sözlü
olmayan anlaşmalarla varılan koalisyonlardır. Eski, devlet mülkiyetindeki işletmelerde veya gevşek ortak girişimlerde sendikanın bir rolü olabilmekteydi fakat özel sektör şirketlerinin çoğunda sendikanın bir etkisi bulunmamaktadır. Wal-Mart, Apple, Nike gibi uluslararası dev şirketler için çalışan pek çok taşeron firma için de kanıtlandığı gibi, genellikle büyük şirketlerin yaptığı işçi-yasası ihlâllerine, yerel hükümetler de arka çıkmaktadırlar.
Fakat hızlı büyüme ve yüksek teknolojili modern üretim karşısında işçileri kontrol metotları etkisiz kalmaktadır. Küresel ekonomik kriz başlangıcında, 2008 ve 2009 yıllarında meydana gelen yüzlerce işçi mücadelesi, milyonlarca Çinli işçiyi etkiledi. Kendilerini toparlayan işçiler şimdi seslerini duyurma yolları arıyorlar. Kapitalizme geçişin gerçekten hızlı bir ivme kazandığı 1990’lardan beri, işçi ücretlerinin Çin ulusal gelirindeki payı sürekli düşmekte ve şimdi hükümet, yerli talebi yükseltmek amacıyla, resmî olarak ücretlerde artışa gidilmesini istiyor.
Yeni açıklık
Bu durum mücadelelerine meşruluk kazandırdığı için, işçiler bundan avantaj sağlamak istemektedirler. Değişen iklim, gittikçe artan bir açıklıkla medyada da yansımasını buldu. Honda grevlerinde ve Foxconn intihar vakalarında, basında yer alan haberler önceden görülmedik bir şekilde doğruluk içermeye başladı.
Aynı zamanda Çin işçi yasalarına ve sendikalara reform getirme konusundaki giderek büyüyen çelişkiler, hükümet ve Komünist Parti içinde de görülebiliyor. Guangdong’daki Komünist Parti başkanı, işçi taleplerine sempati ile baktığını ve yerel sendikaların pazarlıkta yer alma girişimlerini desteklediğini açıkça beyan etti. Bazı bölgesel ve yerel sendika liderleri de onunla aynı fikirde.
Guangdong, Çin’deki en kapitalist bölge unvanını kazanmışken, bölge valisi, fabrikadaki sendikaların demokratik yolla seçimi, işçilere toplu sözleşme için fabrika bazında hak verilmesi ve sendikaların, yerel ve bölgesel düzeyde yapılan pazarlıklarda daha geniş rol alması için, doğrudan çağrı yapan bir genelge yayımladı. Bu genelgeye göre, işçiler, fabrikadaki ücret görüşmelerinde hazır bulunmak üzere sendika temsilcilerini ve delegelerini seçebilecektir. Ancak genelge, grev hakkı konusunda belirsizliğini sürdürmektedir. Şüphesiz hükümet, sendikalar, işveren birlikleri ve hükümet arasında, istikrarlı bir sendika ve çok az grevin olduğu, örneğin Almanya ve Singapur gibi yabancı ülkelerdeki, bir ortak çalışma, işbirliği modelinin arayışı içindedir.
Tabii ki bu tür politikalar, Guangdong’daki kapitalistlerden olduğu kadar, Hong Kong ve Tayvan’dakilerden de sert tepkiler almaktadır. Bu kapitalistlerin yerel hükümette görevli adamları, kavgaya karışmakta ve yerel hükümetlerdeki veya sendikalardaki herhangi bir demokratik reforma karşı şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Yerel koalisyonların bu gücü, Honda Nanhai fabrikasında, gidilen grevden sonra aşikâr bir hale gelmiştir. Yılda 41,600 dolar kazancı olan fabrika sendikasının şimdiki başkanı, bölge sendika liderlerinden gelen ısrarlı baskılara rağmen, yerinde kalmayı sürdürmektedir.
Çin’de, sendika bağımsızlığı hakkını kazanmak için mücadele, zorlu bir mücadele olma niteliğini sürdürmekte. Pek çok diğer bölgede, otoriteler, işçi mücadelelerine karşı daha sert bir duruş sergilemektedir. Tüm-Çin Sendikaları Birliği Federasyonu ulusal başkanlığı, sendikaların şirketlerden veya hükümetten bağımsızlaşması için atılan hiçbir önemli adımı desteklememiştir.
Yalnızca Çin’de değil endüstrileşmiş tüm ülkelerde, sendikalara ders olan, hiçbir işyeri örgütleme deneyimi olmayan genç göçmen işçilerin eylemliliğidir.
23 Aralık 2010, Labor Notes Boy Lüthje - 08 Ocak 2011
* Boy Lüthje: Almanya’da Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü’nde üst düzey bir eleman olup, Alman sendikalarında işçi eğitmenliği yapmaktadır ve Çin ve diğer gelişmekte olan ülkeler ekonomilerine içerik olan küresel üretim üzerine uzmanlık çalışmalarını sürdürmektedir. Bu makale ilk olarak ABD kaynaklı Labor Notes’ta yayımlanmıştır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder