27 Haziran 2013 Perşembe

GEZİ'YE DESTEK DEĞİL KÖSTEK GREVİ

5 HAZİRAN “KISMİ GREVİ”
VE SENDİKALARIN CHP YANLISI ŞOVEN TUTUMU..
Dün alınan karar gereği sendikalar genel grev ilan etmişler?Bu her defasında işçi sınıfının nasıl bir kuşatma altında olduğunu gösteriyor.Katılımın sınıfın niceliği göz önüne alındığında  ne kadar düşük olduğunu belirtmekte yarar var.Çok uzun zamandır Genel grev kavramının bilinçli olarak içinin  boşaltıldığı, Sendikaların kitlesini bilinçli olarak sınıfın siyasallaşmasını önlemek ve koltuklarını korumak için çok sistemli olarak Kemalizm (CHP) çizgisinde tuttuğu, siyasal gruplardan uzak tuttuğu sosyalist devrimci gruplar alana girmeden hızla boşaltıldığı (bu gün biz girdiğimizde hiçbir sendika yoktu) Sendika bürokrasini ve statükoyu koruduklarını görüyoruz.Bu güne gelirsek sadece Genel iş ve KESK in kortejinde bolca Türk bayrağı vardı,(başka Sendikanın da katılımı göze çarpmıyordu) ve Sendikacıların DİSK Genel iş korteji başta olmak üzere "Mustafa kemalin askerleriyiz" sloganı attırması ciddi olarak değerlendirilecek bir konudur.Bu gün şovenizm sınıf içinde oldukça baskın olarak göze çarpıyordu. Bu da koltuğunu korumak ve CHP çizgisine yakın durarak geleceklerini güven altına almak niyetiyle bu çizgilerini hala koruduklarını hatta daha cüretkar davrandıklarını gösteriyor. Alanda her seferinde tepkiye rağmen belediye başkanlarının reklamının yapılmaya çalışılması, tercihlerini sınıf mücadelesinden değil kişisel çıkarlarından yana kullandıklarını göstermektedir.Bir kaç gündür alanda azda olsa sol grupların basıncıyla bu şoven tutum büyük ölçüde geriletilmiştir.Bu gün alandaki katılımın zayıflığı ve ölgün havası , emek gündeminin dışında içeriksiz söylemleri ,durumu geçiştirme çabası ve sadece AKP karşıtlığı ,tam bir apolitizmdir. Kitle buna mahkum edilmiş ,solun güçsüz kaldığı  başkaldırının şoven cephesinin yedeğine alınmıştır.Bu gidişatın seyrinin en fazla Kürtlerle yürütülen Barış görüşmelerini etkilemesi BDP başta olmak üzere bütün Kürtleri tedirgin etmektedir.Bu Kemalist tekçi anlayış işçi sınıfının ve bütün kesimlerin içine sıkıştırılmaya çalışıldığı tehlikeli çemberdir.AKP karşıtlığı temelinde gelişen "heterojen isyan" bütün sol grupları Kemalizmin kucağına itmiştir.Bu gün Türk bayrağı bütün kortejler de bolca dalgalanmış bu süreçten nemalanacağını düşünen bütün "solların" şovenizme teslim olduğu bir duruma dönüşmüştür.Kürtlere karşı oluşturulan şoven cephe büyümüştür. Son “isyanlarda”  "Ergenekoncu" diye tanımlanan  merkezin kitleleri ciddi bir ajite etme ve yönlendirme  çabası görülmelidir. Bu sürecin içinin ortak olarak değil de her grubun kendine göre doldurması için boş bırakıldığı sorunlu  bir durum mevcuttur.AKP karşıtlığı ortak bir vurgudur ve slogan "Hükumet istifadır "istifa edecek hükumetin  alternatifi noktasında hiçbir ortaklık yoktur.Buda devrim yapamayacağınıza göre bu boşluğu CHP-MHP koalisyonunu doldurma olasılığını güçlendirmektedir. Düşünülmeden güçlü bir şekilde  atılan bu slogan eksiktir,alternatif bir seçeneği içinde barındırmamaktadır. Devletin uyguladığı şiddet azaldığında kısa zamanda sönümlenebilecek özelliktedir.Uzun vadeli yürüyebileceği ortak nesnel taleplere ve bunu sürdürebilecek örgütsel yapılara sahip değildir.Sol'un eylemlerin içinde buluma nedeni ile “Atatürkçü” diye tanımlanan çok geniş bir algıya sahip çok sıradan masum talepleri yada tepkileri olan insanlarla,daha derin hesapları olan çekirdek bir grubun yönlendirmeye çalıştığı iktidar odaklı bir talebi olan grubun dahil olduğu  bu üç ana grubun hiçbir ortaklığı yoktur.Kısa sürede bu kalabalıklar ayrışma potansiyeli taşımaktadır.Ne istiyorsunuz diye sorulduğunda bu isyan ortaklığı dağılacak yada düzenin sınırları içinde eritilecektir.Bu eylemlerde düzen dışı bir içerik ve vurgu çok zayıftır buradan çıkabilecek olan onarılmış restore edilmiş burjuva demokrasisidir.
Bu yaşanan süreçten sol adına potansiyel olarak çok olumlu sonuçlar çıkarmakta mümkündür.
Bu sürecin sosyolojik olarak ciddi bir analizine ihtiyaç vardır herkes kendi adına bir analiz yapacak ve bu süreci doğru anlayabildiği oranda kendi hesabına kazanıma dönüştürme şansı olacaktır.Kendi örmediğimiz belirleyemediğiniz süreçlerin açığa çıkardığı enerji ve heyecan bizi sarhoş etmesin bu topraklar her zaman bu türden patlamalara gebedir.Bunu öngörenlerin daha soğukkanlı ve hazırlıklı olması temel koşuldur "Sol güçsüzdür" ve güçsüzlüğünü bu tür patlamalardan güce dönüştürebilecek bir durumda değildir.Yapısal sorunları vardır ,uzun zamandır  derin bir tasfiye yaşamaktadır.Bunu alanlarda da görmek mümkündür, sol toplumsal süreçlere müdahale edebilecek güce sahip değildir.Bir güç olmadığınız yerde sözünüzü dinletme müdahale etme şansınızda olmamaktadır.Sol Tekel'de olduğu gibi her eylemde orada birikebilmekte ama Ortak bir müdahale refleksi gösterememekte, kendi dışındaki güçlerle iş yapabilme becerisi geliştirememektedir.
Ortak bir değerlendirmeyle bu sürecin artılarını eksilerini ve tutumumuzun ne kadar etkin olduğunu anlamak zorundayız.Sosyalizm düşüncesinin ve örgütlenme alanlarının kültürel bir faaliyete dönüştüğü tasfiye sürecini kavrayamayan, hiperaktif  eylemlerle durumu düzelteceğini sanan anlayışların bu süreçleri anlaması da dönüştürmesi de mümkün olmayacaktır.Son birkaç günde yaşananların gözümüze soktuğu en önemli çıkarsama bu topraklardaki düzenden hoşnut olmayan sokaklara dökülen kalabalık genç nüfusun kendini ifade edeceği politik alan Atatürkçüler ve Cemaatler tarafından tutulmuştur.Oysaki onların derdine kalıcı çözüm üretme yeteneğine sahip tek güç sosyalistlerdir.Bizim müdahil olamadığımız elimizi uzatamadığımız bu gençler birkaç günde  yüz binlerle alanlara taşındı.Devlet şiddetini yaşadı ideolojik yapıları sarsıldı ve özgürleşme pratiğine cüret etti.Bu güç muazzam bir enerjiyle kaynıyor ve devrimci bir potansiyel içeriyor.Bu gençleri anlamak onların algı düzeyine hızına uygun kültürel şekillenmelerini dikkate alarak kapsayıcı bir siyaset üretmek zorundayız.Bu gençleri sosyalist düşünceyle işçi sınıfının siyasetiyle tanıştıracak bir yapının örülmesi tarihsel bir zorunluluktur.



Hiç yorum yok: