5 HAZİRAN “KISMİ GREVİ”
VE SENDİKALARIN CHP YANLISI
ŞOVEN TUTUMU..
Dün alınan karar gereği sendikalar genel grev ilan
etmişler?Bu her defasında işçi sınıfının nasıl bir kuşatma altında olduğunu
gösteriyor.Katılımın sınıfın niceliği göz önüne alındığında ne kadar düşük olduğunu belirtmekte yarar
var.Çok uzun zamandır Genel grev kavramının bilinçli olarak içinin boşaltıldığı, Sendikaların kitlesini bilinçli
olarak sınıfın siyasallaşmasını önlemek ve koltuklarını korumak için çok
sistemli olarak Kemalizm (CHP) çizgisinde tuttuğu, siyasal gruplardan uzak
tuttuğu sosyalist devrimci gruplar alana girmeden hızla boşaltıldığı (bu gün
biz girdiğimizde hiçbir sendika yoktu) Sendika bürokrasini ve statükoyu
koruduklarını görüyoruz.Bu güne gelirsek sadece Genel iş ve KESK in kortejinde
bolca Türk bayrağı vardı,(başka Sendikanın da katılımı göze çarpmıyordu) ve
Sendikacıların DİSK Genel iş korteji başta olmak üzere "Mustafa kemalin
askerleriyiz" sloganı attırması ciddi olarak değerlendirilecek bir
konudur.Bu gün şovenizm sınıf içinde oldukça baskın olarak göze çarpıyordu. Bu
da koltuğunu korumak ve CHP çizgisine yakın durarak geleceklerini güven altına
almak niyetiyle bu çizgilerini hala koruduklarını hatta daha cüretkar
davrandıklarını gösteriyor. Alanda her seferinde tepkiye rağmen belediye
başkanlarının reklamının yapılmaya çalışılması, tercihlerini sınıf
mücadelesinden değil kişisel çıkarlarından yana kullandıklarını
göstermektedir.Bir kaç gündür alanda azda olsa sol grupların basıncıyla bu
şoven tutum büyük ölçüde geriletilmiştir.Bu gün alandaki katılımın zayıflığı ve
ölgün havası , emek gündeminin dışında içeriksiz söylemleri ,durumu geçiştirme
çabası ve sadece AKP karşıtlığı ,tam bir apolitizmdir. Kitle buna mahkum
edilmiş ,solun güçsüz kaldığı başkaldırının şoven cephesinin yedeğine
alınmıştır.Bu gidişatın seyrinin en fazla Kürtlerle yürütülen Barış
görüşmelerini etkilemesi BDP başta olmak üzere bütün Kürtleri tedirgin
etmektedir.Bu Kemalist tekçi anlayış işçi sınıfının ve bütün kesimlerin içine
sıkıştırılmaya çalışıldığı tehlikeli çemberdir.AKP karşıtlığı temelinde gelişen
"heterojen isyan" bütün sol grupları Kemalizmin kucağına itmiştir.Bu
gün Türk bayrağı bütün kortejler de bolca dalgalanmış bu süreçten
nemalanacağını düşünen bütün "solların" şovenizme teslim olduğu bir
duruma dönüşmüştür.Kürtlere karşı oluşturulan şoven cephe büyümüştür. Son “isyanlarda”
"Ergenekoncu" diye tanımlanan merkezin kitleleri ciddi bir ajite etme ve
yönlendirme çabası görülmelidir. Bu
sürecin içinin ortak olarak değil de her grubun kendine göre doldurması için
boş bırakıldığı sorunlu bir durum
mevcuttur.AKP karşıtlığı ortak bir vurgudur ve slogan "Hükumet istifadır "istifa
edecek hükumetin alternatifi noktasında
hiçbir ortaklık yoktur.Buda devrim yapamayacağınıza göre bu boşluğu CHP-MHP
koalisyonunu doldurma olasılığını güçlendirmektedir. Düşünülmeden güçlü bir
şekilde atılan bu slogan
eksiktir,alternatif bir seçeneği içinde barındırmamaktadır. Devletin uyguladığı
şiddet azaldığında kısa zamanda sönümlenebilecek özelliktedir.Uzun vadeli
yürüyebileceği ortak nesnel taleplere ve bunu sürdürebilecek örgütsel yapılara
sahip değildir.Sol'un eylemlerin içinde buluma nedeni ile “Atatürkçü” diye
tanımlanan çok geniş bir algıya sahip çok sıradan masum talepleri yada
tepkileri olan insanlarla,daha derin hesapları olan çekirdek bir grubun
yönlendirmeye çalıştığı iktidar odaklı bir talebi olan grubun dahil olduğu bu üç ana grubun hiçbir ortaklığı yoktur.Kısa sürede
bu kalabalıklar ayrışma potansiyeli taşımaktadır.Ne istiyorsunuz diye
sorulduğunda bu isyan ortaklığı dağılacak yada düzenin sınırları içinde
eritilecektir.Bu eylemlerde düzen dışı bir içerik ve vurgu çok zayıftır buradan
çıkabilecek olan onarılmış restore edilmiş burjuva demokrasisidir.
Bu yaşanan süreçten sol adına potansiyel olarak çok olumlu
sonuçlar çıkarmakta mümkündür.
Bu sürecin sosyolojik olarak ciddi bir analizine ihtiyaç
vardır herkes kendi adına bir analiz yapacak ve bu süreci doğru anlayabildiği
oranda kendi hesabına kazanıma dönüştürme şansı olacaktır.Kendi örmediğimiz
belirleyemediğiniz süreçlerin açığa çıkardığı enerji ve heyecan bizi sarhoş
etmesin bu topraklar her zaman bu türden patlamalara gebedir.Bunu öngörenlerin
daha soğukkanlı ve hazırlıklı olması temel koşuldur "Sol güçsüzdür"
ve güçsüzlüğünü bu tür patlamalardan güce dönüştürebilecek bir durumda değildir.Yapısal
sorunları vardır ,uzun zamandır derin
bir tasfiye yaşamaktadır.Bunu alanlarda da görmek mümkündür, sol toplumsal süreçlere
müdahale edebilecek güce sahip değildir.Bir güç olmadığınız yerde sözünüzü
dinletme müdahale etme şansınızda olmamaktadır.Sol Tekel'de olduğu gibi her
eylemde orada birikebilmekte ama Ortak bir müdahale refleksi gösterememekte, kendi
dışındaki güçlerle iş yapabilme becerisi geliştirememektedir.
Ortak bir değerlendirmeyle bu sürecin artılarını eksilerini
ve tutumumuzun ne kadar etkin olduğunu anlamak zorundayız.Sosyalizm
düşüncesinin ve örgütlenme alanlarının kültürel bir faaliyete dönüştüğü tasfiye
sürecini kavrayamayan, hiperaktif eylemlerle durumu düzelteceğini sanan
anlayışların bu süreçleri anlaması da dönüştürmesi de mümkün olmayacaktır.Son
birkaç günde yaşananların gözümüze soktuğu en önemli çıkarsama bu topraklardaki
düzenden hoşnut olmayan sokaklara dökülen kalabalık genç nüfusun kendini ifade
edeceği politik alan Atatürkçüler ve Cemaatler tarafından tutulmuştur.Oysaki
onların derdine kalıcı çözüm üretme yeteneğine sahip tek güç
sosyalistlerdir.Bizim müdahil olamadığımız elimizi uzatamadığımız bu gençler
birkaç günde yüz binlerle alanlara
taşındı.Devlet şiddetini yaşadı ideolojik yapıları sarsıldı ve özgürleşme
pratiğine cüret etti.Bu güç muazzam bir enerjiyle kaynıyor ve devrimci bir
potansiyel içeriyor.Bu gençleri anlamak onların algı düzeyine hızına uygun
kültürel şekillenmelerini dikkate alarak kapsayıcı bir siyaset üretmek
zorundayız.Bu gençleri sosyalist düşünceyle işçi sınıfının siyasetiyle
tanıştıracak bir yapının örülmesi tarihsel bir zorunluluktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder