10 Temmuz 2019 Çarşamba

KONYA TOPLANTISI ÜZERİNE NOTLAR



KONYA TOPLANTISI ÜZERİNE NOTLAR

30 Haziran 2019 tarihinde Konya Sayacılar Derneğinin çağrısıyla yapılan toplantıya çeşitli illerden gelen Sayacı Derneklerinin yöneticileri katıldı.

İstanbul Sayacılar Odası, Gaziantep Sayacılar Odası, işveren konumunda bulunan Oda statüsünde iki kurum olarak katılırken, Konya, Adana, Hatay, İzmir, Kayseri ise Saya ve Ayakkabı işçilerini temsilen toplantıya katıldı.

Toplantı daha çok birbirimizi tanıma ve düşünce alışverişi düzeyinde gerçekleşirken Sayacıların statüsüne ilişkin kavram kargaşası ve tanımlama zorluğu bundan sonra yapılacak işlerin belirlenmesi konusunda sıkıntıya yol açtı.

Konya Dernek Başkanı Yavuz arkadaşın belirlediği gündem maddeleri üzerinden konuşulması planlanan toplantıda öncelikle Suriyeli mültecilerin varlığının etkileri ilk gündem maddesi oldu. Tartışılması uzun zaman aldı ancak ne yapılacağına dair bir karar almak mümkün olmadı.

—Mültecilerin sektörde çalışanları olumsuz etkilediği, ücretlerin düşmesine neden olduğu, ayakkabı çalışanları açısından belli sıkıntılar yarattığı ve bu sorunun nasıl ele alınması gerektiği ve neler yapılabileceği üzerinden bir tartışma yürüdü. Suriyeli mülteci işçilere yönelik olumsuz yaklaşımın ne yapılabileceğine dair somut adım atmaya gelince ayakkabı çalışanlarını aşan çok kolay çözülebilecek bir sorun olmadığı ortaya çıktı. Somut çözüm üretilmesi bizi aşsa da sorunun varlığı bizleri kaygılandırmaya daha çok düşünmeye ve tartıştırmaya devam edecek gibi görünüyor.

—Oda temsilcisi arkadaşların Sayacıları Esnaf olarak tanımlamaları toplam sayacı nüfusun çok az bir kesimini temsil etmelerine rağmen, çoğu işçi statüsünde, güvencesiz, parçabaşı çalışan arkadaşlarımızın maliyeye kayıt olmasını, vergi vermesini sonrada odaya kaydolmasını zaten zor durumda olan Sayacılar için bir çözüm olarak sunarak gerçekçi olmayan bir öneri ortaya attılar. Bu durumda olan Sayacıların varlığı bir gerçeklik olmakla beraber ayakkabı çalışanlarının ana gövdesini sigortasız güvencesiz çalışanlar oluşturuyor.

Bu öneri Patronlara Saya Taşeronluğu yapmak isteyen az sayıda arkadaşı ilgilendiriyor olabilir.

Bu arkadaşlara sorulacak bir kaç soru durumu açıklığa kavuşturmaya yetecektir.

  • Maliyeye ve odaya kaydolan Sayacı esnafı arkadaşlar; yanlarında çalıştıracakları işçilerin sigortasını yapacaklar mıdır?
  • Sekiz saatlik çalışma düzenine uyacaklar mıdır?
  • Bu işçilerin bütün sosyal haklarını eksiksiz karşılayacaklar mıdır?
  • Yarın bir işçi arkadaşımız bu esnaf arkadaşı her hangi bir konuda şikâyet ettiğinde bunun altından nasıl kalkacaklardır.



Ancak saya işçilerinin çok farklı bir talep listesi var. Ve bu talepler bütünü kapsamayan iki ucu temsil etmektedir. Farklı çalışma koşullarına sahip arkadaşlarımız olmasına rağmen Ayakkabı üretiminde çalışan, el emeğiyle, parça başı, haftalık, aylık ücretle çalışanların tümü Ayakkabı işçisidir. İktisat teorisi böyle diyor. Esnaf işçi tartışması daha geniş ve uzun bir konu ancak zaman içinde mutlaka konuşmak ve ayakkabı sektöründe yaşanan değişimi anlama çabasını sürdürmek zorundayız. 
Ayakkabı üreticilerinin esnaf diye adlandırıldıkları Ortaçağ'da egemen olan ve 18. yüzyılın sonlarında yerini Fabrika ve makinelerin egemen olduğu sanayi üretimine bırakmış Lonca dönemi çok gerilerde kalmıştır. Tarihsel olarak tükenmekte olan bir ilişki biçiminin nereye evrileceğini öngörmek ve mücadele perspektifimizi buna uydurmak zorundayız. Geçmiş dönemin algısı ve alışkanlıklarıyla geleceğe dönük bir bakış inşa edemeyiz. Bütün dünyada ve her sektörde işçileşme eğilimi hız kazanmıştır. İş in kendisi parçalansa da niteliği değişmemektedir. Yaşanan değişimin İşçiler açısından nasıl bir durumu ortaya çıkaracağı ve hangi yeni başlıklarda mücadele verileceğini zaman bize gösterecek. 

Bu gün Ayakkabı İşçilerinin öncelikli talepleri bize göre şunlardır.

    
HER ATÖLYEDE, HER FABRİKADA

  •         Sigortasız bir tek işçi kalmasın
  •         8 saatlik iş günü, iki gün hafta tatili, fazla çalışmaya mesai ücreti
  •         Sezonluk değil sürekli iş
  •         Parça başı değil, aylık sabit ücret
  •         Isıtması, soğutması, havalandırması olan İnsanca çalışma ortamları
  •         Temiz, bakımlı, suyu akan tuvaletler ve ücretsiz içme suyu
  •         Üretimin yapıldığı her kentte Acil Müdahale Merkezi ve Meslek Hastalıkları Hastanesi kurulması


Ayakkabı işçilerinin (Kesici, Kalfa, Temizlemeci ve diğer çalışanların) sadece bir bölümünü temsil eden, maliyetin düşürülmesi için fabrika dışında dükkânlara atılmış, üretim maliyetleri üzerine yıkılmış, güvencesizliğe mahkum edilmiş Sayacıları sadece parça başı ücret aldıkları için adeta işveren gibi gösterme çabaları temelsiz ve geçmiş bir döneme ait yanılsamalı bir hayalin peşinden koşmaktan ibarettir. Maliyeye kaydolmak, vergi vermek Sayacılar için gerçeği yansıtmayan bir çözümsüzlük önerisidir 

Saya ücretlerinin artırılması bu gün için bir mücadele başlığı olarak görünse de Sayacıların kurtuluşu değil hayatlarını perişan eden bağımlılığın artmasıdır. 

Çözüm statüsü belirlenmiş fabrikaya bağlı güvenceli, saatli çalışma düzenidir. Bunun gerçekleşmesi birçok sayacı için zaman alacak olsa da daha iyi çalışma koşullarının çözümü aynı mekânlarda sigortalı, kurallı, güvenceli çalışmadır.

Parça başı üretim daha çok çalışma daha çok tükenme demektir. 
Sigortasız geleceksiz yaşamdır. İş dışında hiç bir sosyal yaşamı olmayan, çocuklarını bile olması gerekenden az gören canlılara dönüşmektir.

Sayacıların bugün alacakları zamla insanca yaşam koşullarına sahip olmaları hayalden ibarettir. Sigortasız, uzun saatler, düşük ücretle, kötü koşullarda, her gün sağlığından kaybederek çalışmak bizleri tüketiyor.

Bu gün parça başı ücretlerimize zam istemek geçici bir iyileşme sağlayabilir, ciddi bir zam oranı da talep etmeliyiz ve örgütlü davranarak mutlaka almalıyız. Ancak sadece alınacak sezonluk zam yaşamımızda geçici bir iyileşme sağlamanın ötesine geçmeyecektir. Daha güçlü ve ülke çapında bir örgütlülüğü güçlendirmeliyiz. Eş güdümlü yani aynı anda hep birlikte davranma kabiliyetimizi geliştirmeliyiz. Kalıcı, yaşam standardımızı yükseltecek, insani ve çalışma koşullarını iyileştirecek talepler içinde iş bırakmalıyız.

Her şeyden önce Ayakkabı işçileri örgütlü güçleriyle insan yerine konma mücadelesi vermelidir. Patronların insafına terk edilmiş bir çalışma ve ücret düzeni bizi hiçe saymak değersiz görmektir. Asıl itirazımız bunadır. Eşit koşullarda ve tüm arkadaşlarımızı ayrımsız kapsayacak birlikte karar vereceğimiz bir zam oranında ısrarcı olmalıyız.

Üretim yapılan bütün merkezlerde sesimizi birlikte yükseltmeliyiz.

Sayacılar başta olmak üzere ayakkabı işçileri geçen yıllarda yaptığı kitlesel ve eşzamanlı iş bırakma eylemlerinde ülke gündemine oturmuş basında medyada mecliste seslerini duyurabilmişlerdir. Hak almanın yolu dayanışma ve birlik içinde örgütlü mücadeledir. Ancak zammı almak, çalışma şartlarımızı iyileştirmek kadar onu korumak içinde birliği güçlendirmek gerekir.

Ülkenin ekonomik durumu emekçiler için her gün daha kötüye giderken aldığımız zamlar kısa sürede eriyor. Tükettiğimiz ürünlere, gündelik harcamalarımıza gelen zamlar cebimize giren zammı üç günde eritiyor.

İçimizde kendi durumunu düzeltebilecek farklı yollar arayan ve bulanlar olabilir, çoğumuz için durum değişmeyecektir. Bizim muhatabımız bu kötü koşullarda çalışan Sayacı, Kalfa veya Kesici bütün ayakkabı işçisi arkadaşlarımızdır.

Toplantımızın bir anda sorunları çözme gücü olmadığını birlikte saptadık.

Bu geleceğe dönük olumlu bir adımdır ve toplantılar mutlaka sürdürülmelidir.

Sorunlarımızı konuşup ortak çözüm yolları bulabiliriz. Bu toplantıdaki eksiklerimizi, toplantı deneyimi olmayan bir topluluk olarak daha iyi görme şansımız oldu. Hepimizin konuşmaya ihtiyaç duyduğu ancak sorunların çözümü noktasında düşünce üretmekte zorlandığı daha çok kendi deneyimlerini anlattığı sohbet ortamı, kısa vurucu sonuç almayı engelleyici bir faktör oluşturdu.

Daha hazırlıklı geleceğimiz, gündemi önceden duyurulan, konular hakkında çözümlerimizi aktaracağımız notlarla geldiğimiz toplantıların daha verimli geçmesi mümkündür. Yaparak öğreneceğiz. Daha berrak bir bilince, net bir tutuma ulaşmamız zaman alacaktır. 
Zamanı kısaltacak yol ve yöntemler bulabiliriz. Düşüncelerimizi kısa da olsa yazarak tartışmaya açabiliriz. Artık birbirimize bir şey anlatmak için ille de bir araya gelmemiz gerekmiyor.

Ayakkabı üretimi var olduğu sürece sorunlarda, mücadelede sürecektir. Aramızdaki dostluk ve birbirimiz anlama çabası hepimiz adına daha iyi bir geleceğin temellerini oluşturuyor.

Farklı düşünebiliriz ancak ortak davranmak zorundayız.

Demokrasi farklı olanların biraradalığıdır. Demokrasi bilincini kendi içimizde geliştirmeliyiz. Aynı düşünenlerin konuşmaya pek ihtiyacı olmayacağı gibi kendisi gibi olanlarla düşüncelerini de asla geliştiremezler.

Ayakkabı işçilerinin insan yerine konması toplumsal bir kimlik kazanması ancak bizim uzun erimli, sabırlı, birlikte mücadelemizle başarıya ulaşabilir.

Çıkarları ortak olanların mücadeleleri de ortaktır.

Bizi bölen her türlü yaklaşımın karşısında olmalıyız.

Ortaklıklarımızı çoğaltmak, farklılıklarımızı kabullenmek ve anlamaya çalışmak bizi daha güçlü kılacaktır.

GÜCÜMÜZ BİRLİĞİMİZDİR!

KÖLECE ÇALIŞMAYA, KÖLECE YAŞAMAYA HAYIR!



Hiç yorum yok: